28 Ekim 2009 Çarşamba

86.yılında


Harabeye dönmüş bir imparatorluğun küllerinden kurulan Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün Türk ulusuna armağan ettiği Türkiye Cumhuriyeti' nin 86. yılı
Kutlu olsun.

Mustafa Kemal Atatürk ve Tüm silah arkadaşlarının ve dağlarda vatanı için şehit olmuş evlatlarımızın ruhu şad olsun.
Ve bugün dağlarda bekleyen Mehmetçiklerimize,Cumhuriyeti yol etmiş Türk ulusunun
bireylerine selam olsun..

Sevgili arkadaşlar,
geçenlerde bloglar arasında gezinirken zaman zaman okuduğum
sarhoş balık ve topal martı isimli blogcu arkadaşımıza uğradım.
Bugüne kadar kendisine hiç yorum bırakmadığım için bu konuda da
yorum yazmadım.Blog adımıda henüz vermedim.
Bazı bloglarda yazılarımız özet olarak verildiği için,
bu önemli konuyu tek başına yazmadım.
Ama verdiği mail adresinden ulaştım..

Uzun süredir tayin bekliyordu.Nihayetinde İstanbul'a tayini çıktı.
Funda hanım İstanbul'un göbeğinde Ana sınıfı öğretmenliği yapmaya
başladı.Ya da yapamıyor mu demek lazım.Ciddi anlamda malzeme sıkıntısı
çekiyor. Ana sınıfındaki öğrencileri, kullanılmış kitap, oyuncak, oyun hamuru,Cd gibi malzemelere ihtiyaç duyuyor. Son iki yazısından önceki yazılarını okumanızı çok arzu ederim.
Şimşeği allah çaktırır yağmuru peygamber yağdırır diyen çocuğa ne söylesem bilemiyorum.Yağmur bak bugün benim gözlerimde diyemiyorum........
İşte bu söz bir öğretmenin ağzından,Cumhuriyetin 86. yılında devleti hortumlamışlara armağan olsun.
Ha; bir de doğu batı diye bu ülkeden bir haber yaşayanlara!!

26 Ekim 2009 Pazartesi

Maskeliler Tiyatro Levent Üzümcü


Orta Doğu 'nun hesaplarının döküldüğü yerdir Filistin.
Bu oyunda da filistinli üç kardeş dökülmüş gözler önüne ancak
şapkayı şöyle bir önünüze koyarsanız.
hesaplaşmalarda kardeşi kardeşe düşman eden
oyunların hep var olduğunu görüyoruz..

"Onların diz boyu bir çocuğun baş hizasıdır"
vurgusundan da anlaşılacağı üzere çocuklar öne atılmış.
bir kardeşe vaatler sunulmuş. Kardeş kardeşi satmış
en sonunda da vurmuş.Elde var sıfır.
Maskelerini takmış insanlar arasında kimin neci olduğunu
bilmeden yaşamaktayız...Maskeliler isimli oyun
bizde tuhaf bir hüzün bıraktı.

Grip bendenizi pek korkuttuğu için çantamda bir dezenfektan ve
maske ile gittim oyuna.
Ne de iyi etmişim.Işıklar kapanır kapanmaz tıksırmalar,
öksürükler başladı. Çantamdan hızla çıkarıp taktım maskemi.
((Ne zaman maskelilere hastalıklıymış gibi bakmaktan vazgeçeceğiz?))
Gümüşay ve Ferda çok güldüler tabi bende..Ama
Gümüşayın önünde küçük bir kız çocuğu gripti.
arkadaki adamcağızda oyun sonuna kadar burnunu çekti.
Bizim kızlar huylandı. Bence güldüklerine çok pişman oldular:))
Oyun tek perdeydi.
Çalan telefon sahibinin çantada telefonunu bulamaması,aynı kadının sürekli sakız veya şekerleme çıkarması ve bu kadının gümüşayın tam yanında oturması
ve grip mücadelesi nedeniyle dikkatimizi toplamamız zor oldu.
Levent Üzümcü, sakallarından ötürü çirkin ama oyunculuğu çok güzeldi.
Avrupa yakasından en ufak bir esinti yoktu...Bu arada sakalı Abimm isimli film
için bırakmış..
Sevgilerrrrrrrr

23 Ekim 2009 Cuma

Mavi göz



Güzel bir hafta sonu olsun,
biraz sakin, bol dezenfekteli,
hafif neşeli ama sağlık dolu olsun.

Geçtiğimiz hafta beni en şaşırtan haber
tüm mavi gözlülerin kökeninin Karadeniz
olduğunun açıklanmasıydı.

Human Genetics dergisinde yayınlanan araştırma, OCA2 olarak adlandırılan bir gende meydana gelen mutasyonun yaklaşık 8,000 yıl önce Karadeniz'in Kuzey Doğu kıyılarına yakın bir yerde gerçekleştiğini gösteriyormuş.

20 Ekim 2009 Salı

bulogurlu köyüne hoşgeldiniz


Bu zayıf kollar bana ait değil haberiniz ola.

Bir bu eksikti buda girdi hayatıma:))
Tekstil teknolojisi dersi görmeye
başlayınca dokuma tezgahıylada tanışmış oldum.
4,buçuk saatte 3 kişi 10 cm eninde çözgü hazırladık:))
haftaya da dokumaya başlayacağız..ikinci dönem
dokuma olmadığını duyunca çok sevindim.
saatlarce bebe yününü o küçücük delikten geçirme
çabam sonucunda uzun hayallere daldım..

Efenim tezgahımın başına oturmuş
tak tak tak tak sesleriyle eğleşiyorum
çok susadığımı fark edip eve doğru yürürken çeşmede sıra bekleyen
hatunları görüyorum. Bizim lalecik eline almış yünü eğiriyor bir
yandanda anlatıyor.

Etrafına toplanan köylünün kahkaha sesleri derenin kenarında
torunlarının miss gibi çamaşırını yıkayan asise kadar gidiyor..
Asis genetiğinde katkısıyla tokacına vururken alp dağları
için bestelenen karşı ki dağlar isimli türküyü söylüyor.

Köyün delikanlısı Maho ağa, köyün tek okumuş kızı Fatma'nın
peşinde dolanıyor...Mavi gözleri, sarı saçlarıyla kimselere
pas vermeyen fatoyu köyün öğretmeni Hamdiye Filiz hanım ikna ediyor.
Düğün hazırlıkları yapmaya başlayan
(bulogurlu) köylüleri tüm hazırlıkları tamamlıyor.

Vaktiyle köyden ayrılan büyük ağanın torunları düğün
için ta İtalya'dan geliyor. Güzeller güzeli
Zeya düğün hediyesi olarak getirdiği otomatik dokuma tezgahını
muhtarın evine bırakıyor.

Köy kahvesinde okey oynayan görümceler ekibi
büyük bir merakla muhtarın evine koşuyor..
Köyün muhtarının eşi gümüşay:)) Muhtar eşi olmasının
verdiği havayla burnundan kıl aldırmıyor..
Bir daha ki seçimleri düşünen muhtar, hanımını
çaktırmadan uyarıyor.

Davulla zurnanın sesi uzaktan hoşgeliyoooorrrrr
yavaş yavaş bulogurlu köyüne dökülen gençlerden biri
elindeki iguanayı kaçırıyor..Bu duruma üzülen köyün bilge kadını
L ale hatun göldeki balıklardan birini gence verip
iguana ile balık arasında bir fark olmadığına ikna ediyor...
Dokuma tezgahında fazlaca vakit geçirip yemeği, aşı unutan
bense  derin hayalden
uyanıp..Paşaların paşası Efeyi beşşiğinde uyutmaya gidiyorum.
ninniler söyleyeceğim elbet..
sonra sevdamı,alın yazımı dokuyacağım kilimin düşüyle uyuyacağım..
Yokk artıkkkkk:))))

17 Ekim 2009 Cumartesi

Islıkçı Tiyatro


Çetin Altan ustanın yazdığı Islıkçı isimli
oyunu büyük bir beğeniyle izledim bugün.
Oyunda ıslık çalan adam, oyun boyunca özgürlüğüne
direndi, melodisi hala kulaklarımda çınlayan ıslığıyla.
Ve duvarlar ördü insanlar, ıslıklar duyulmasın diye.
çekirdek çitlediler laf ürettiler,sömürüldüler.
33 yıl önce yazılmış bir öykü bu
bugün artıları var, eksileri yok sistemin.

Ne güzel inşa edildi gerçekleri görmemeleri için
duvarlar. Ankara'da olanlar mutlaka görmeli İstanbul'a
gidecekmiş oyun mutlaka izleyin derim.
Ayrıca İrfan Şahinbaş sahnesini ilk kez gördüm
çok beğendim.Tiyatro atölyelerin içerisinde,
gezerken binlerce ayakkabı ve giysi atölyeleri
gördüm binlerce hayale daldım:))
tiyatro sanatına bir kez daha hayran kaldım..
Her şey bu kadar mı güzel anlatılır.

Hiç düşünmemiştim ıslık çalmanın bir özgürlük olduğunu..
Oysa düşününce ıslıkla neler yapıldığını;

Sessizliğin, sesidir ıslık.
Delikanlının beğeni sözleridir ıslık.
Maçlarda protestonun ifadesi, neşeli bir anın
melodisi ve sokakta yalnız adamın türküsüdür
ıslık.

Duymayacaksınız,ama ben
özgürlüğünü seven herkes için ıslık çalıyor olacağım az sonra.


Asalet;Boyda değil soyda
İncelik;Belde değil, dilde
Doğruluk;Sözde değil özde
Güzellik;Yüzde değil, yürekte olur...
güzel yürekli dostlara selamlar ...

15 Ekim 2009 Perşembe

Sohbet üzerine


Bu güzel papatyalar sizlere

Çok yorgun değilim!
Demem gerekiyor NLP düzenine göre ancak,
cidden çok yorgunum..Neden niçin ve nasıl sorusu
nasıl yorarsa beynimizi ve bir türlü oturtamazsak
yanlışları,yoruluyor insan.
Zeya demişki kötü hiç bir şeyi yazmak istemiyorum
bloğuma hakikaten zeyanın bu yazısını okuyunca
aynı şeyleri hissettim..
Bir danışmanın yaptığı hata sonucu bütün ders programım
değişti. Düzeltmekte mümkün olmadı.Ama ne ağladım:(
bir gün bunu okuyunca çok güleceğim ama
sinirim bir haftadır sürüyor:) Hani 40 yaşında
daha farklı olacaktık:)Daha hoşgörü filan

Mesela bugün evime saat 20.30 da geldim (eşim gelip aldığı için bu kadar erken)
Oysa eski programıma göre 16.00 civarı evde olacaktım.
başkasının hatasını çekiyor olmak hoşgörümü yoksa?
Hafta sonu Hünkar ile Mimar isimli oyuna gittik.
Geciktim ama oyun fazla ağırdı Semih Sergen ustayı
izlemiş olmaktan keyif aldım. Ama ne çapkın adam
Bütün çocuklarına da sanat mikrobunu bulaştırmış,
Hafta sonu ingilizce kursu ve tiyatrolarım, hafta içi gölbaşına
fırsak buldukça kitap v.s Kendime taş plak sesli kadın semra'nın
Cd. sini aldım.Birde Yedek yaptım hediye edeceğim elbet yeri çıkar.
Yahut biri ister.
Fikrimin İnce gülü isimli eseri çok güzel söylemiş.
Bu sabah saat 07.05 civarında oğluşumla dans ettim bu parçada.

Gündemin konusu Domuz gribi elbette korkutuyor bizi.
En çokda zengin hastalığı espirisi yapanlara kızıyorum.
Nihayetinde bilkentte okuyan çocuğunda anası babasıda markete Avm ye gidiyor
o markete alış veriş merkezine bizde girip çıkıyoruz...
Hizmetlide var oralarda böyle böyle yayıldığını anlamayacak ne varsa
yurtdışına gitmişler ya!!Bize bişey olmaz diyen bir sürü üniversiteli
gencimiz söylüyor bunu.Birde Özel okul fobisi olanlar.

Neyse cancağızım uyku gözlerimden akıyor hatta gözüm kapandı bile;)
Bu aralar Ferda ve Gümüşay ev gezmeleri yapıyorlar:)
Ferda, Tupperware ürünlerine takmış durumda annem kullanıyor pek memnun
benim pek aram yoktur böyle ıvır zıvırlarla ben anneme gidince
onda beğendim güzel eşyalara el koyma özelliğim olduğundan
almayı düşünmedim ama bu haftaki üyelik hediyeleri cazip gelmedi değil:))
Bu aralar biri güzel bir sobe yapsa biraz heyecan katsa fena olmaz..
Sobe demedim güzel bir sobe dedim haberiniz ola..

Ay canım hiç gitmek istemiyor..
Mavianne,
sanal doğum günü pastası yedirmedin bize unutmuş değilim.
Asisciğim
Lohusa şerbetimiz nerde?..
Laleciğim,
kardeşimiz işe başladı ilk maaşından
sen çizmeleri aldın ama bizim tatlımız nerde?
Ben aklımdakileri söyliyeyimde
sizde sevgili balkahve hediyen nerde derseniz
sizin canınız sağolsunnnnnnnnnnnnnnnnnnnnn..

6 Ekim 2009 Salı

Ne kadar ekmek o kadar köfte


Dansın bir çok farklı yönünü alan ilginç bir eserdi.
Gösterinin Lösev yararına düzenlenmiş olması anlamını
daha da büyülttü. Eser üç bölümden oluşuyormuş ama biz iki bölümünü izledik.
Tabi ki böyle olacağından haberim yoktu.
Hiç sevmem böyle ne kadar ekmek o kadar köfte durumlarını..
biletix sponsor olmuş ama, hem bilet ücretini ödedim hem de bilet başına
ücret kesti. Bu nasıl sponsorluksa:))
Devlet Opera Balesi Sahnesi' nde de aynı fiyata izleyebilirdim
hem de üç bölümünü..
Paramız Löseve gitsin istedim.
Bir kaç kez bu tür mevzularla karşılaştım doğrusu üzülüyorum.
oyunun bir bölümünü kesmeleri gerçekten ayıp..
sanatta böyle hesaplar olmazdı önceden:(

Oyunda bale adına değişik adımlar denenmiş
tiyatro işin içine girmişti. Bir bölüm, kadın erkek
ilişkisi, aldatma ve aldatılma üzerineydi ki dansla anlatım
muhteşemdi..
Evinize geldiğinizde konusu bu kadar ağır bir mevzudan sonra nasıl huzurla
uyuduğunuza bile şaşıyorsunuz..
Sanat insanın tüm vahşi duygularını törpüleyebilen tek eğitimdir..

Sabah okula giderken cep telefonumu ve cüzdanımı
almayı unutmuşum. Çok susadım çantamdaki su
da beni doyurmadı..
birde eve dönüş var
Kızlardan biri(Ceren) Dilek ablacım bugün Armada' nın oraya
gideceğim seni oraya bırakırım diyince
rica ettim Ferda'ya mesaj yazdırdım
"beni ara" diye.(Mesaj ücretsiz)
Ferda allahtan mevzuyu çabuk algıladı.
Armada da buluştuk Çırağanda ortaya söylediğimiz karışık ızgara
ve bademli akdeniz salatası ile nefis bir ziyafet çektik.
Hey allahım sen nelere kadirsin:))
Biz bunları yaparken gümüşayın karadeniz mutfağıyla midesinin zevklendiğinden haberimiz yoktu:))
Sonra;

Bu güzel sergiyi gezmenin zevkini yaşadık.
Ayrıca sergide ücretliydi.(cüzi bir ücret,5tl)İlk kez bir AVM' de ücretli sergi gezmiş olduk..
Acaba Armada sponsor olmadımı diye düşündük.Çünkü heykellerin tümü ordaydı.
Yani kafasını gösterip vücudunu saklamamışlardı.
Eee olcak o kadar ekmek köfte mevzusu:))

4 Ekim 2009 Pazar

Moonish ve sürpriz-i

Ya bodrumdaki depo su akıtmasaydı?
Aylar aylar önce gelen postam bizim apartman görevlisinin evinden
çıktı. Evde olmadığım için görevli almış sonra hanımı bir yerlere
koymuş ama unutmuşlar zarfı bana vermeyi.
Su basıp büyük temizlik yapınca
evinde bulmuş benim postamı.
Benimde postadan haberim olmadığı için hiç sormadım
böyle bir şeyi..
Gelen posta moonish'e ait içinden çok cici bir mendillik çıktı.
Bunca ay sormadan nasıl sabırla bekledin arkadaşım:))
sürprizine çok sevindim .Benim sana bir şeyler
göndermem gerekirken bu cici beni mahcup etti.
Uzaklardan birinin size zaman ayırıp, sevindirme çabasına
girmesi ne hoş.Artık yakınımızdaki innsanlar bile
birbirini görmezden gelirken........
Tüm güzelliğinle blogların pembiş kızı olmaya devam et.
Bağış projen için etsy'den nasıl alışveriş yapabileceğimi anlatsan ne hoş olur.
Birde ülkene gelsen harika olur. Sevgiler teşekkürler