25 Aralık 2010 Cumartesi

Bayılıyorumm....


Sabahları mesela uyanmış ben duymamışım :P aynı odadayız, nasıl duymuyorsam artık :))
''anne neden beni duymuyosun anne, nedeeeennn''' dedirtene kadar evet duymuyorum, seviyrum çünkü;

Televizyon izliyor mesela, reklamlar bitiyor diyelim dizilerin fragmanları çıkıyor ya, vurdulu kırdılı, hemen değiştiriyorum, tabii, yine aynı nakarat;
''tapatma, neden tapatıyosun tevezonu anne, nedeeenn??''  :)) seviyorum çünkü;

Yemek pişiriyorum mesela, yanım da tabii, sandalyesi'y le beraber,
''bi tadına bakabilim mi anne?'' diyor defalarca, evet evet defalarca, veriyorum tekrar söylüyor, dedirtiyorum da, seviyorum çünkü;

Kapı zili çalıyor mesela, sen sorarmısın diyorum kim olduğunu?
''timse delmiş mi?? :))))) kimse yok mu anlamında, kopuyrum o an tabii,
seviyorum çünkü;

Uyku vakti geliyor, ''man titap okumusun anne''eşliğinde gidiyoruz odaya,
''sütünü iç, ben de okuyacağım'' diyorum,
''tütümü ten içiyiymişin, düttem anne'' diye o suartı binbir mimiklere bürünüyor ki, bitiyorumm,
seviyorum çünkü;

Can oğlum benim cann cannn diyerek sevip, öpüp,koklayıp,sarmalayıp, mıncıklıyorum :))) 
''men can olu deyiim, men batiban'im batiban..'' 
seviyorum demiştim dimi :)))


Öyle zor günler geçiriyorum ki şu dönem aslında, sağlığımız yerinde çok şükür, ama kararsızlıklar var hayatımız da, yada hayata geçirmekte zorlandığımız belirsizlikler yada adını henüz bulamadığım, adını da koymayı düşünmediğim bir takım, birçok, olumsuzluklar var..
Ama buna rağmen ve tabii ki herşeye değer bir oğlum da var, tek başına olsa insan durumlar, şartlar, çok daha farklı olur ya, şu an adım atarken bile onu düşünmek sorumluluğu yetiyor bana, nefes alırken, nefes alış- verişlerim bile daha bir anlam kazandı, son 2.5 senedir, evet,
2.5 senedir diyorum çünkü, 2 gün sonra 2.5 yaşında olacağız, o da; onunla birlikte yenilenen ben de :))

Yeni yıl geliyor yine, yeni bir yıl, sonunu, ucunu bilmediğin, ümitlerin kapısı yada umutların,
yeni yıl bile gelmiş benim neyime dercesine, iyi değilim anlayacağınız bu ara!!!
Umut etmek, ümit etmek te istemiyorumm, sadece salmış vaziyette, bir o yana bir bu yana savruluyorumm...
Sadece Allah'tan hayırlısını diliyorumm... ve bana oğlumu verdiği için, binlerce kez şükür ediyorumm......

20 Aralık 2010 Pazartesi

Komikaze :))

Oğlum büyüyor gün be gün, bazen kaçırıyor muyum diye düşünüyorum, hiç bir anını kaçırmak istemezcesine, bir daha mı çocuk olucak dimi? keşke biz de olabilsek ya onlar gibi ;)

Bir ter kokusu var ki bu ara, uykudan uyandığında  buram buram kokuyor, doyamamak buna deniyor işte!! Başka hiçbir şeyde yok bu koku, bu tad, bu aşk....!!! Tam  gıdığından, enseye doğru yayılıyor :)) 
Mis gibi, içime çektikte çekiyorum ı--ıh kesmiyor ama :))
Bu aralar bir off çekmeler başladı kendilerinde, derin derin, iç çeke çeke ooff of!! demeler:))
Ben yada biz hiç off'lamadık yanında ama belki gayriihtiyari yaptıysak, cüce'de hemen kapmış belli ki;)
Mesela lego oynuyor ve yaptığı devriliyor diyelim, başlıyor bizim ki,
ooff off, yapamidim işte yapamidim !! demelere :))
Benim çocuğum hiç dudak büzmüyor diye yakınan bir psikopat anne iken, dün akşam her hafta kaçırmadan izlediği Yetenek Sizsiniz izlerken, bir tane 2. sınıf öğrencisi kız çocuğunun yaptığı hareketleri yapamamış olmasına pek bir içerledi ::))
Ama öyle böyle değil, ne yaptıysak, ne dediysek, üzüntüsünü hafifletemedik.
Hemen kollarını birbirine kavuşturdu, dudaklar büzüldü
'' bak men yapamıyom anne,işte, men yapamıyom anne'' diye diye üzüldü durdu yavrucak dakikalarca :))
Ne yapsam da bu durumdan kurtarsak, unuttursak diye afallarken,
''ama oğlum, o kardeş te senin gibi dans edemiyormuş, o hareketleri yapıyormuş, yap bakalım sende yapabilirsin, deneyelim istersen'' desemde, ıı-ıhh yine ikna olmadı,
Ama itiraf etmeliyim o dudaklarını hiç büzmüyor diye üzülüyordum demiştim ya, pek bi mesut oldum,o alt dudağı al kopar, o derece yani :)))

Bir de komik olmaya başladı ki aramızdaki diyalog, şöyle ki;
kendisi öksürüyor mesela, ''deçmiş olsun anne, deçmiş olsun''

Babasına dün '' biz erkekiz baba, annem tız'' diyerek,
burada ise, erkek dayanışmasını görüyoruz :))

Biz Batıkan'ı uyutmak için ne salladık ne de ninni söyledik,
geçenlerde kucağımda ve bacalarımı uzatmamı istedi, uzattım, yattı hemen :))
'' uyusun da büyüsün nini,tipiş tipiş yüyüsün nini''
söyle anne dedi,şaşırdım.
Nerden öğrendin sen bunu diye sordum, babaannem Meltem'e böyle yapıyor demezmi :))

Yemek konusunu anlatmıştım ya, yeni bir çözüm daha buldum,
Spagetti sevdasına ıspanak, Nutella sevdasına ise peynir yedirebiliyorumm :))
yuppiiiii.......!!!!!

18 Aralık 2010 Cumartesi

Blog'cuk...


Bu yazıyı yazmayı o kadar uzun zamandır düşünüyorum ki; ve hemen hemen bu bloglar konusunda aynı fikirler için de olduğum o kadar arkadaşım var ki!!
Kimi yazıyor, kimi yazmıyor.. Ama ben biraz karakter itibariyle tuhaf bir insan olduğum için, neyse o olduğu için hayatta benim için her şey, bunu da buraya yazmak istedim..
Belki bu yazı bir süre sonra, kendini imha edebilir, ama zaten laf yerine gitmiş olucak, sonrasında imha olsa da olur…

Ben uzun zaman oldu blog yazmaya başlayalı, yaklaşık 2 yıl biticek.. Ve bilen bilir benim ne tarz yazılar yazdığımı, az çok nasıl bir insan olduğumu çözen olmuştur.
Bazen kızgınlığı dile getirdim, bazen sevincimi, bazen üzüntümü, bazen sadece gün içinde yazşadıklarımı, ama şunu tüm samimiyetimle söyleyebilirim ki, her zaman, her yazımda içimden ne gelirse o an onu yazdım, geldiği gibi, süslü cümleler kuramam ben; sürekli mutlu değilim haliyle insanım, ve bunu da çok açık bir şekilde yazdım..
Sürekli iyi bir anne olamadım belki, dedim ya insanım çünkü, her dakika ''ahh yavrum, ahh canım'' yapamadığım zamanlar da oluyor elbet.

Ve ben hergün yazardım, geçmiş zamanlar da, her gün!!! Ve hergün yazdığım konularda dediğim gibi benimle, bizimle güncel yaşadıklarımızdı.
Şimdi, buraya kadar her şey normal, fakat buradan sonrasında beni üzen demeyeceğim çünkü bu tarz kişilik sahibi insanlar için üzülmem ben!!
O zamanlar yazarken, canım, cicim ahh vahh eden insanlar’a vardı..
Hala daha var o insanlar aslında, içten içe bizi okuyp takip ediyorlar. Hiç yorum yapmamış kişilerden bahsetmiyorum dikkatinizi çekerim, bu bahsettiğim kişi yada kişiler kendilerini nasıl olsa bilirler.
Beni rahatsız eden şey, beni okuyup bana yorum yazmıyor olmaları değil, neden hala beni kendi kişi listelerin de tutuyorlar, neden benim izleyicilerimden hala çıkmıyorlar,neden benim güncellememi görüp, hemen tıklayıp sayfama gelip, bir güzel okuyup ondan sonra ‘’aman beee’’’ dercesine çıkıp gidiyorlar.Nedir yani???
Bu çok uzun zamandır böyle, bir süre öncesine kadar inanın ben bloglarına girip yorumlarımı yaptı, herkese yaptığım gibi, ta ki; dikkatimi çeken şey olana kadar!!
Aaa bir baktım, başka birçok blogta gayet güzel yorumları var, hemen hemen her güncelleme de!! Yani demek ki, yorum bırakmada bir güçlüğü sıkıntısı yok, istese bırakabilir yani.
Peki o zaman ne?? Beni sevmiyor musun? Benim oğlumu sevmiyor musun? Benim yazdıklarım sana süssüz, sade, düz, edebiyat parçalayıcı gelmiyor mu? Beni her ne olarak düşünüyorsan,O zaman okuma kardeşim beni, neden benim her güncellememi merak edip bakıyorsun, hadi onu da geçtim neden beni hala sayfanda, kişi listen de tutuyorsun neden?
Ben kimseyi bu bloga zorla getirmedim, kimsenin bloguna giripte n’olur beni izlemeye al yada lütfen beni de takip et diye yalvarmadım, herkes kendi arzusuyla geldi, izledi.
Şimdi kendi arzusuyla gelen bu arkadaşlardan, bir ricam var, lütfen benim arzumla beni listenizden çıkartın, izleme bölümümden çıkın, ben bu blogu kimse okusun diye yazmadım, bunu defalarca söyledim hala daha öyle, ama kazandırdıkları var ve kaybedeceğim şuan 90 kişi bile olsa, inanın o beni dürüstçe, beni anlayarak, bana satırlarca yorum yazmasa da bir gülücük atmasının bana verdiği değerin göstergesi olduğunu düşündüğüm 9 kişiyi kazanmak, kazanmış olmak bana  yeter de artar bile ;)

Şimdi bunu eminim ki okuyup bu kişi yada kişilerden biri de benim diyen insanlar olucak, onlardan ricam eğer başka platformlarda da berabersek oradan da beni çıkarmalarını rica ediyorum..
Ben blogumu şifreli yaparım ama, bu blogu izleyen uzakta ailem olduğu için bunu şimdilik yapmıyorum…

Eğer bu söylediklerimi yapabilirseniz size çok teşekkür ederim,

14 Aralık 2010 Salı

Bodrum'a Veda!!!

İstemeye istemeye de olsa bize yollar gözüktü sanırım...
Bodrum şöyle güzel böyle güzel deyip, resimleri ekle, gezmeleri yayınla, vs. derken....her güzel şeyin bir sonu mı var acaba!!!

Canım sıkkın, o kadar üzgün olsam da ne demişler ''doyduğun yer'' de!!
Meçhul şuan gideceğimiz yer, 1 yer hariç, orada da deniz yok iyi mi?? :(((
Düşünün benim halimi, ne yapsam ne etsem bilemedim, bunca yıllık düzen, alışılmışlıklar, vs..
Keşke şu yeni yıla girmeden bir tılsım'la birşey olsa, rüya da mı olur sadece??
Ama olmayacak gibi işte....yazamıyorumm dahaaa :(((

13 Aralık 2010 Pazartesi

Bizden

Mayıs ayında ayırdığımız odamızı, tekrar birleştirdik.
Neden, çünkü havalar soğudu ee bizim de tek ısınma kaynağımız klima olunca, mecburen yanımıza aldık yine!!
 Yatağını odamıza alırken, ne yapıyorsunuz dedi ve havalar soğuk o yüzden bizim odamızda yatman daha iyi olucak diye düşündük dedik, sevindi tabii ;)
 Daha sonra yine umarım kolaylıkla ayırabiliriz odamızı, ilk seferde bir pürüz çıkarmamıştı ama bakalım. Hasta olmasındansa böylesi çok daha iyi, acaba üşüyor mu? Diye düşünmekten uyku uyuyamıyorduk.
Şimdi gönlümüz rahat, sabah sıcacık uyanıyor.

Havalar soğudu dedim evet 4 senedir Bodrum’dayım ve böyle soğuk hava inanın hissetmedim. Kar da yağmadığı için buralara, resmen kar soğuğu nasıl buz gibi bir hava!!
Kar yağsa rahatlayacak belki ama yağmayınca ve lodos, poyraz eksik olmayınca, sokağa bile çıkamaz oldum. Özellikle ben çıkamıyorum çünkü eğer çıksam bu zayıflıkla ve bu lodos’ta kesin bir palmiye ağacının tepesine otururum :)) Aslında hazır yılbaşı da geliyor ne güzel bir süs olurdu benden palmiye’ye :P

Kitap okuduğundan bahsetmiştim, daha doğrusu ezberlediğinden!! Benim gibi okuyor :) Babası bazen okurken kolaya kaçmak istiyor ve atlıyor satırları, bizim ki uyarıyor :)
Kitap demişken, bazı kitapları var ve onların resimlerine bakınca çok etkileniyor yani nasıl pozitife çeviririm diye vallahi atıyorum resmen. Çünkü mesela kitapta gözü yaşlı birini görse ‘’anne bak abi üzüymüş, ağlamışş’’ diye hemen dudaklarını büzüyor.
Ben de hımm kem-küm ederek uygun bir dille geçiştiriyorum ama ne kadar yiyor bu durumu bilemiyorum tabii!!!
Çok keyifli olmaya başladı son günlerde, bende pek bir relaksım, acaba koluma taktığım, ametist , turkuaz vs. doğal taşlarının bana vermiş olduğu bir pozitiflik olabilirmi ki!! :))

Öğlen yemek yeme olayını kaldırdım. Yani şöyle ki; zaten öğlen uyku vakti, uyuyor. Uyandığındaysa neredeyse ikindi zamanına denk geliyor yemesi ve resmen kavgayla yiyordu, o da  bir tabak yemek alt tarafı,
Ama şimdi böyle yemeyince öğleden sonra yani meyvayla yada başka şeylerle geçiştirince bu ara öğün kısmını, akşamı zor ediyor :)
‘’Yemek haziyy anne, hadi’’ diye evde çığlıklar atılıyor. Kaşık,çatal yerleştirmek onun görevi, hepimizinkini yerli yerine yerleştiriyor, taşıyabileceği şeylerde de büyük bir zevkle yardım ediyor sağolsun.

Birşey İstediğin de yada verdiğinde mutlaka ricayla söylüyor. ''Alıymısın anne yada veyiymisin anne'' gibi. Bu benim çok hoşuma gidiyor tabii.
Yetenek sizsiniz’e takmış durumda, bütün bir hafta oradaki ağbilerinin yaptığı hareketlere çalışıyor, mesela futbol topu’yla dans eden biri vardı. Bir hafta evde onun üzerinde çalıştı.He yok böyle dans’ı da es geçmemek lazım tabii. Bütün danslar itinayla taklti ediliyor. Kavalyesi gerek ben gerek babası oluyor :)
Zıplama da boyut değiştirdi ve aştı kendini, koltuktan duvara amuda kalkıyor. Evet şaka filan değil, benim kalp atışım tabii o sırada kaç bilmiyorum ama taktı bu aralar amuda kalkmaya. Annesine çekmiş bu konularda, ben balerindim, çok esnektim bizimki de balet filan mı olacak acep :P Annemlerin yataklarının ayak kısmında bir bölme vardı, uzunlarmasına, ona çıkar, üzerinden hareketler yapardım, enine 12-13 cm. olan bir tahta parçasının üzerinde :) yani baledeyken yaptığımız hareketleri onun üzerinde geliştirirdim, hey gidi günler heyyy, bakk nerden aklıma geldi şimdi.

İngilizce sayıları 10’a kadar sayıyor şöyle ki,
Ben one diyorum o tu :)) ben three diyorum o ''fooy'' böyle devam ede ede teeeeen’i buluyoruz neyse ki sonunda :)
Aklıma gelmişken, bunu da not edeyim, 

'' İsayet parnağım,isayet parnağım,
nedesin? buydayım,
nassısın ependim?
tesettür edeim,
parnak taç,parnak taç :))


Son olarak sevgili Umur’cum ve Eylem’cim bu kadar yıldır kar görmemiş, çocuğuyla kardanadam yapamamış, burnuna havuç takamamış bir anne’ye, bize gel çağrısı yaptıkları için çok çok teşekkür ediyorum. İnanın sizin bunu söylemeniz yeter, inşallah bir gece ansızın gelebilirim/riz kısmet ;)

7 Aralık 2010 Salı

2.5'a 20 gün kala,

Ne çok yazarmışım geçen sene, hergün, ne bulurmuşum acaba :)))

Şimdi tükendim sanırım, yazmak istesem de olmuyor nedense!!Bir dünya tilki var kafamda, hiç birinin kuyruğu birbirine deymiyor. 
Batıkan'ın tam gaz terrible two sendromları tabi ki devam etmekte, ben menapoza girene kadar da devam edicek sanırım, pek kesilecek gibi gözükmüyor :(

Havalar soğuk diye duyumlar alsam da, bugün biz piknik yaptık :)) çok kötüyüm biliyorum ama öyle ne yapayım..
Oysa ben de kar yağsın isterdim tabii, 4 yıl oldu kar görmeyeli, kendim için istiyorum evet ama en çok ta Batıkan görsün, yatsın yuvarlansın, kardan adamı kitabında değil, gerçekte görsün, beraber yapalım, burnuna havuç takalım çok istiyorumm.
Ama burada göremesekte kısmet olursa Uludağ yada başka bir yerde kayak yapmak, karların doyasıya tanıdını çıakrmak çok istiyorum, kısmet.
Kitap, kardanadam demişken, Kardanadamın atkısı adlı kitabı var,kendince okuyor bu ara, evet evet sonunda benim çocuğum da kitap okumaya başladı, dinlemek çok zevkli  :P :)))

Akşam üzeri bi haller oluyor bizimkine, aniden değişiyor ama her akşam, neden bilmiyorum, bi asabilik geliyor. Hiçbirşey yokken ortada tekmeliyor filan :))
Uykusumu geliyor acaba? anlayamadım.. Rutine bağladı artık..
Zıplayamadığı için üzüldüğüm çocuğum zıplamaya başladı, söylemişmiydim :))
Bilumum yatak üzeri, koltuk üzeri, puf üzeri vs. her an her yerde zıplıyor artık, bir tek trambolin hariç!!
Takla atıyor filan, geçen gün berjer koltukta takla atıyordu, gerçekten, benim halimi düşünün yüreğim ağzımda, ikazlarıma aldırış etmeyen bir çocuğa şaşkın şaşkın bakan bir anne!!! :(
Ben ne kadar düşersin, bir yerin acır vs. desem de ıı-ıhh illla ki yapıyor yapacağını...

Puzzle aldık, uzun zamandır almamıştım, oyuncak yada eğitici oyuncak filan, 4-8-12-16'li değişik hayvanlar ve yavruları var.
İlk başta anlayamadı tabii, ama sonra sonra yaptıkça alıştı, yanlız ilk bir yada iki taneyi takınca biz; sonrasını daha rahat buluyor :))

Ahh fotoğraf , video yüklemeyi ne kadar çok istiyorum ama cep telefonum kurtarılamadı :(( o yüzden malesef, bir süre böyle devam edeceğiz :(

Son olarak videosunu eklemek istediğim, son zamanlar da Batıkan'ın hit parçası olan, Batıkanın diliyle yazıyorum, siz anlayın artık :)))
Babasının öğrettiği ilk şarkı bu!!!

'' acestoo tu siyyy al yovv yuuu'' :))  

Steve Wonder halt etmiş :))) sonunda da ''şahanem'' diyor. Şahanesi kim mi?? benim tabii ki :)))

2 Aralık 2010 Perşembe

Başı ağrıyomuş haspamın :)

Geçenler de makas aldık kendilerine, sürekli elinde, bırakmıyor, sürekli ''men şimdi tağat tesmek istiorum anne''
modunda ve hal böyle olunca kesiyoruz tabii, el mahkum :))

Ev çizdirdik babamıza :) yanına bir ağaç, önüne bir de bahçe :)) kestik kestik yapıştırdık, çok güzel oldu :P
Bugün yine yapıyorduk, ben biraz sırtım ağrıyor oğlum dedim. Ondan da cevap hemen geldi,

''menim biyaz başım ağrıyo anne'' hıh haspam, başı ağrıyormuş :))
Dün geceden beri, zaten bir su çiçeği mi acaba şüphesi yaşadım ki; sabahı zor ettim. Çocuk gözünü açar açmaz, benim ilk işim vücuduna bakmak oldu ama neyse ki, yoktu birşeyi! 
Bayram da kuzeni su çiçeği çıkartınca ve Batıkan'da da dün kızarıklık görünce, aklıma geldi, atreş, öksürük, iştahsızlıkta olunca biz de bu ara :(

Birde geçen gün kitapçıya gittim, hakkaten byükte bir kitapçı ve çok hevesle gittim, hüsranla çıktım. Notunu aldığım ben diim 10, siz deyin 20 kitap içerisinde bir tanesi bile yokmuş iyi mi?:(( Şaşırdımm..

Oradan çıktım, kitap alamadım ya, birşey alma isteği kabardı :))
Tam da o sırada bu aralar severek izlediği iki pare'yi buldum.
Belki biliyorsunuzdur ama ben ilk kez gördüm, kum boyalar, iki pare'de yapışkanlı bölgeleri var, bunları her çıkartığın yerine, o kum boyaları döküyorsun ve oluyor sana çok şirin bir İKİ PARE :))
Biz çok eğlendik yaparken, biz derken ben aslında, Batıkan sağolsun kumları toplu bir şekilde dökünce, bu işi en hızlı şekilde yapmak bana düştü :))
Gelip gidip iki pare'ye bakıp, ''munu biz yaptık anne, ıı-ııh men yapmadım anne, ben döktüm, bozuldu.'' :)
İki pare ne mi? Mıckey fare tabii ;)

29 Kasım 2010 Pazartesi

İyi dostlar biriktirdim, hepsi ailem oldu...

Evet, şu blogu açmamda ki amacım, olayım bambaşkaydı ama şimdi bambaşka bir yerdeyim..
Öncelikle oğlumun arkadaşları oldu tabii, sonuçta onun sayesinde bizi buldu yaşıtlarının güzel anneleri :)

Böylelikle, benimde dostluklarım oldu tabii, burada yanlızım zaten, bilen biliyor, bir elde ki parmaklar kadar bile arkadaşım yok :((
Ama bu blog sayesin de dedim ya, bisürü dostum var.. Kimisi ile yüzyüze görüşme şansına eriştim.
Kimisi ile msn'de canlı sohbetler yaptımm...
Kimisiyle ve bir çoğuyla telefon'da konuştumm, konuşuyorumm...
Sadece bir tanesine bütün içimi döktümm...
 
Bugün kim olduğunu hemen anladığım dostum ilk kez aradı mesela ki çok sevindimm..
Görmek istediklerim arasında, baş sıralarda!!
Ben onun için '' Ankara Ankara güzel Ankara'' diyorum ve Ankara'da görmek istediğim o kadar çok kişi var ki!!
Sırf bu yüzden o soğuk bulduğum şehri, sevmeye başladım, hatta özlemeye :))
Onun da dediği gibi, Türkiye'nin birçok şehrinde var tanıdıklarım ve eğer birgün bu şehirlerin birin de, kaybolsak,mahsur kalsak  mutlaka vardır bir kapımız :))) Ne mutlu bizlere..
Ama görüşemediklerim de var tabii, çok seslerini duymak isteyip, telefon numaralarını bilmediklerim var mesela...
Hepsini çok seviyorum, seviyoruz...
İyi ki tanıdım sizi, dediğim gibi telefonla yada canlı canlı yada sanal alem'de!! :))

Ama benim için o kadar değerli ve önemlisiniz ki, bunu paylaşmak istedim sadece...
Teşekkürlerr size ve bebişlerinize,,

28 Kasım 2010 Pazar

Kabiliyetsiz annenin çabaları.

Çocukta potansiyel var belki ama annesin de yok :(
Hiç resim kabiliyetim olmadı benim, yani Cin ali çizebilirim ama ancak o kadar. 
İlk önce Sabiha Paktuna kitabına da benim için bakmak lazım aslında ;)
Şimdi bu durumda çocuk ne yapsın dimi ;)
Malzeme var evde ama yaratıcılık sıfır olan bir anneyle de malzeme dünya kadar olsa ne işe yarar...

Mesela, çam kozalaklar topladık, neyse onları boyadık, oğluda anası gibi, bi çiziktiriyor tamam bitti, bırakalım kurusun deyipp, hooop ikinci kozalağa geçiyor..
Guvaş boya aldım tavsiye üzere bir de palet, mürekkep hokkası filan..
Ee tamam da bunlarla ne yapsam diye abuş abuş bakınıyorum etrafa. Çocuk heyecanlanıyor, men yesim yapmak istiyorum anne diyor ama!! Veriyorum eline fırçayı, döküyorum guvaş boyayı palete, zaten azıcık oluyor boya, iki sürüyor kağıda yada başka birşeye, boya bitiyor :((
Bu işin bir yerinde hata yapıyorum ben ama neresinde. Ne olur sesime ses verinnn..(kullanım ile ilgili)

Sonra bugün makas aldık mesela, bayıldı, çok sevdi.Kağıtlar verdim,
Onu da kesebilse daha güzel olucak ama, daha çok yırtmayı tercih etti bi süre sonra, kesmekten vazgeçip ama gayretleri devam ediyor. Birgün kesebilecek inşallah :))
Kestiklerine de yapıştırıcı sürüp, boş boş kağıtlara yapıştırdık.. Çok beterim bu konuda ne yapayım yaa, varsa örnek gösterebileceğiniz link verin n'olurr :((

Sonra baktık bu böyle olmuyor saklambaç oynadık dün akşam, çekirdek aile olarak..
O da şöyle gelişti.

Sayı sayan kişinin yanında bekliyor :))) saklansa da, aranıldığında ''işte buydayımmm''' diyor :)) kendi sayarken de biy, iki, üç, aytı ve sayma işlemi bitince ''babaaa sen neyeye saklandınn, anne sen yeydesin babaaa'' diye sesleniyor :))  baba ile ben yerlerdeyiz tabii o an :)))

Sonra baktık onunla da yetinemiyoruz bugün, sabah sabah piyanist şantör anne, davul'da baba, kendileri de gitar'ı aldı eline,olduk mu size Breman mızıkacıları :)))) çok eğlenceli tavsiye ederim..

Tüm gün evde olmak böyle birşey işte, ne yapacağımızı şaşırıyoruz zaman zaman..
Dün gündüz arkadaş geldi,, Batıkan'dan 2 yaş büyük oğlu var, sevindim, oda sevindi görünce ama bir süre sonra ne olduysa, çocuğa yapmadığını bırakmadı..
Vurdu, oyuncağıyla vurdu, peşinden çığlık çığlığa koşturup çocuğun korkmasına neden oldu ki, çocuğun eli yüzü bir tuhaf oldu, çok korktu :((
Oyun grubu tavsiye eden arkadaşlarım, düşünmekteyim ama ikimiz beraber gidersek yada, haftada birkaç gün!! Bakalım kreş tecrübesizliğimizden sonra pek iç açıcı gelmiyor ama, bakicizzz..

Bir de ateşli demiştim ya, 2 gündür de, o ve ben, hapşırık, tıksırık, öksürük durumundayız... Resmen hırıltılı, ne yapacağımı şaşırdım, ben ne ise de o bir an önce iyileşse... :(


dip :( neden fotoğraflarım yok derseniz.. çok sevdiğim cep telefonum suya düştü, kurtarma çalışmaları devam etmekte..

25 Kasım 2010 Perşembe

işte öyle birşey..

Çocukluğunu mutlu hatırlamasını istiyorum hep,


güzel anıları olsun, güzel paylaşımları olsun..
Birkaç gündür çok düşünüyorum, onun için daha fazla birşeyler yapamadığım için ise çok üzülüyorumm...

Özellikle yaşıtlarıyla olabilmesini çok istiyorum mesela, sürekli anne- baba'yla ne kadar gelişimine faydası olabilir ki bunun!! diye düşünüp kendi kendimi yediğim de olmuyor değil hanii..


Menim odama gel anne yada menim odama gel baba deyip duruyor evin içinde veya,
birşey yaptığında '' meni bakın meni ''diyor sürekli :(

Kreş'te almak için çok geçerli sebeplerim vardı, sırf üzüldüğünü gördüğüm için aldım ama işte :(
Böyle de çok zor. Dört duvar içinde ne kadar, nereye kadar... dediğim gibi...
Gelişimi için çok önemli olabilecek şu zamanlr da...

Ne bileyim işte, anlaşılan karışığım yine bu ara...
Dün akşam balkondaydım ve geldi yanıma şöyle dedi,

''Anne içeri gel hadi, burası soğuk'' dedi  ve ellerimi tuttu,beni kaldırmak için, (mest oldum tabii, gözlerim doldu)
Halbu ki camekanlı balkon ama!!!

22 Kasım 2010 Pazartesi

Ateş

Dün hiçbir şeyi yoktu, her gün ki gibi yattı uykuya,


''Uyku camanı anne'' dedi.
''Evet oğlum, uyku zamanı'' dedim..
''Uyku camanı değil, değil anne'' dedi hatta :)

Ama yattıktan bir saat sonra uykusunda sesler gelmeye başladı. Riya görüyordu dedim, genellikle rüyasında konuşur bazen şarkı bile söyler.  
Ben yatarken üzerini örtmek için girdim odasına, yine bir şeyi yoktu.
Ama inlemeleri devam etti gece boyu.
Saat 4’te mızırdanmaya başladı. Gittik baktık ki; ter içinde ve beline, göbeğine kadar çişini yapmış. Hem de yanıyor..

Hemen soyduk, ölçtük. 38 çıktı ateşi, ateş düşürücü şurup verdim. beziyle yatırdık, yanımızda.

Sabah hep kontrol ettik. 38’ler de gitti geldi. Sadece süt içti, kahvaltı bile yapmadı. Uykusundan önce çorba içireyim dedim, bir iki kaşık içti, zaten kafasını kaldıramıyor, uyudu.

Uykudan uyandı, yemek yedi, biraz bekledik yine ölçtük, 39.3 :(

Duşa soktum. Dr. Aradım, takviye şurup verdi genellikle onu veriyor zaten, şuan da yine 38’lerde!
Neden düşmüyor bir türlü, başka bir şeyi de yok.

Şikayet ettiğim günler aklıma geldi, üzüldüm.
Bugün o kadar halsiz ki, hiç bir şey yapmadan, bir koltuktan öteki koltuğa uzanıp duruyor :(
Keşke hasta olmasalar, zıplasa, hoplasa ama öyle dirençsiz, bezgin, mutsuz durmasa..

''Menim biraz ateşim var anne'' deyip, dün ateş ölçeri getirmişti, koltuk altına koyup, halbu ki yoktu bir şeyi..

Bugün ise bir kez daha şunu anladım,
Annelik; ateş ölçerin başında, daha fazla derece yüksek çıkmasın diye, bir an önce ‘’bip’’ sesini duymak için nefesini tutmak, 39.3’ü bulunca nefessiz kalıp, çırpınmaya başlamakmış… :(
Allah bütün yavrularımızı korusun…..

20 Kasım 2010 Cumartesi

bayram öncesi; sonrası; arası;

Bu aralar biraz gezmişim, gezmişiz galiba!!


Yorgunluktan sanırım ne yazacağımı bile bilemedim o derece yani, ne ka ayıp :P
Geçmiş bayramınız mübarek olsun tabii öncelikle;
nerden başlasam bilemedimm, karışık foto ve karışık bir yazı olucak sanırım, gidişat onu gösteriyor :))


Özlem Tekin, bayram öncesi kahvaltı'ya gittiğimiz yere klip çekimine gelince, Batıkan'da ki yeteneği keşfedip :P hemen el verince :))


Bayram dediğin çocuk sevindirmektir belki; ben aileme gidemedim, ee uzak olunca öyle çok kolay olamıyor malesef :( sağlık olsun ne yapalım ama en azından oğlum eğlendi ya, biz mutlu olduk.

hele hele, en sevdiği hayvanları bir arada görünce ki şaşkınlığı ve mutluluğu her şeye değerdi :))


Beni yoran gezmek değildi tabii ki, Batıkandı!! Sizin çocuğunuz da hakikaten merak ediyorum, 1 sniye bile bir yere oturmaz mı? yemek yerken dahil! Sadece uyku esnasın da yattığını görüyoruz bir tarafının üzerine, onun dışında mümkünatı yok oturmuyor. Bu aralar zıplamayı bilmeyen çocuk zıplama keşfetti, koltuk üzerlerin de zıp zıp zıplıyor. Korkuyorum bigün bir yere fena toslayacak, allah korusun ama işin ilginci trambolinden korkuyor :( sırf enerji atsın diye istedim ama ıı-ıhh kıyamet koptu, gondol'a binecekmiş hasbam :))


Neyse çok doluyum bu konular da , başka bir zaman kalsın artık, madem bayram eğlence, mutluluk dedik;


Benim en büyük yorgunluğum sebebi ama yüz,bin, milyon baloncuk yutmuşcasına beni mutlu eden de, görmüş olduğunuz  bu yer cücesi :))

10 Kasım 2010 Çarşamba

30+1


Ben ne kadar karamsarsam;  O o kadar iyimser,
Ben ne kadar  üzgünsem;  O o kadar mutlu,
Ben ne kadar yorgunsam;  O o kadar enerjik,
Ben ne kadar içe kapanıksam;  O o kadar dışa dönük,
Ben ne kadar yaşlanıyorsam gün be gün;  O o kadar bebek daha,
Ben 3 onluklara girerken; O daha birler basamağında,
Ben ne kadar seviyorsam kendimi;  O daha, daha, daha çok seviyor beni

Doğum günüm  11/11 benim;  ben doğduğum da ne sevinç taşıyorsa annem- babam,
Bugün ben de, aynen onlar gibi sevinçliyim, 
Doğmuş olduğum için;                
Bebekliğim, çocukluğum, gençliğim, kadınlığım ve anneliğim,
Ben şu yaşıma kadar yaşadığım onca dönem için de en çok ANNE’liğimi sevdim..

İyi ki doğurmuş beni annem, iyi ki doğmuşum ve iyi ki doğurmuşum….

8 Kasım 2010 Pazartesi

Canlı canlı, Batı'nın Organik Bahçesi

Biz bu gidişimizde öyle eğlendik ki, tam bir görev adamı Batıkan :))
Böyle şeylerle uğraşsın, çok seviyor, mutlu oluyor..
İleri de ilgilenir mi bilinmez ama, şu an mutlu ya gerisi boşş...
Çok ta güzeldi havalar, mevlütümüzü 300 kişilik bir organizasyonla yaptık,Batıkan ilk kez büyük kazanlar da yemekler yapıldığını gördü. Ben ateşe gideceğim dedi durdu :)

Çok güzeldi çokk... Ben susuyoyorum, bol fotoğraf yüklüyorum, işte Batıkan'ın bahçesi ;)
 çayır çimen geze geze.

kendi elleriyle toplamak gibisi var mı?

Oooo!! sepetim de zeytinim çokk, yerdekileri de almak lazım ;)

En iyisi ağaca çıkmak, daha zevkli:))

 Dalından salatalık yemek, taze taze,domates, kara lahana, patlıcann...


tırmanmak,düşmeyi göz önüne alıp, hoplamak,

tarhananın yapım aşamasına şahit olmak, eve getirip yemek için kurumasını beklemek,

toplanan zeytinlerin kırma zeytine dönüşmesi için, taş yardımı ile çatlatmak :))


İnsanın bir tarafının köye bağlı olması ne kadar güzel birşey, ne büyük nimet, ne şans!! taze taze yiyebilmek herşeyi, elleriyle toplayabilmek, çok şükür... İşte Batıkanın dalından, bahçesinden, ellerinden canlı canlı ;)

4 Kasım 2010 Perşembe

Bizim buraların son hali :)

Bu hafta havalar süper gitti :)




Her sabah artık buralardayız,


Ne yapalım m.a.l deliye kalınca;


Bize de değerlendirmek düşüyor tabii;


Son durum bu bizim buralarda;


Neden anlatıyorum bunları size;


Turizm'e katkıda bulunmak için değil tabii :) önümüzdeki 10 günlük bayram tatilini iyi değerlendirin diye ;) :)

3 Kasım 2010 Çarşamba

Batı'nın Organik Bahçesi


Çok büyük heveslerle açmıştım bu blogu, çok umutluydum, başarılı olacaktım biliyordum;
Oldu da bir süre, güzel gitti, satışlarım oldu, z.yağı, tarhana, kuru patlıcan vs. gibi ama, bunların açıklamasını yapmıştım, kayınvalide'm yapıcaktı, yaz aylarında, her zaman yaptığı gibi, tarhana, salça vs. ve ben de isteyene temin edebilecektim taze taze!!

Ama tam da bu blogu açtım, ya Allah dedik, aradan 2 ay geçti geçmedi, eltim vefat etti malum :(

Ne alakası var demeyin, çok alakası oldu,şöyle ki; kayınvalidem 60 yaş civarında olunca, bir 3,5 aylık bebek, 2 de büyük, okula giden erkek çocuk kendisine kalınca, kadıncağız, kendi nefes alamaz oldu haliyle, kendine hayrı olamadı ki, yapsın, tarhanasını, salçasını :((

Sağlık olsun dedim, zaten hiç te böyle bir talepte bulunmadım, bulunmam, söylemem bile saçma olurdu, bu pozisyonda!!

O yüzden kapatmadım Batı'nın Organik Bahçesi'ni fakat, davetli yaptım ama kimseye davet yollamak amacıyla değil tabiii!!
Orada dursun diye, belki birgün tekrar dönüşü olur diye!kapatmak istemedim.
Zaten hani el emeği olmayacak şeyler, mevcut olabilir mesela, kuru incir amadedim ya diğerleri, şu an için çok zor :(
Belki seneye diyelim, Allah sağlık versin de, gerisi önemli değil tabii...

Bu arada ben yine gidiyorum Meltem'e cuma günü :))
Cumartesi günü, eltimin ve dede'mizin,üzerinden aylar geçmiş olan 52 mevlütleri var. Havalar çok güzel, sıcak yemekli filan, güzel bir mevlüt olucak, Allah kabul etsin inşallah...
Keşke yakın olabilseniz de hepiniz gelebilseniz ;)

31 Ekim 2010 Pazar

Aydede!!

Söz- Müzik; bana ait :)))

Aydede'y le ilgili şarkı öğrenmemişim meğer, bizimkinin de aydede'ye olan sevgisinden, yaz aylarında bir akşam aydede gördük ve benim birden ağzımdan çıkmıştı bu cümleler :))
Çok saçma sözleri ama o an ağzımdan hem müziği hem sözü bu şekilde çıktı ve öyle de gitti elimde olmadan :))
Ve asıl benim mutlu eden ise Batıkan o kadar müziğe düşkün, ildiği şarkılar var ama, ilk kez bir şarkıyı yada dörtlüğü bugün söyledi. Diğerlerinin hep başı vardı ama sonu gelmezdi :))

Ve tabii bu şarkı da benim ilk bestem olunca ve oğlumda ilk kez bunu ezberleyince deymeyin keyfime moduna girdim şuan :)))



Aydede aydede sen ne güzelsin,
Akşam olunca evimize gelirsinn..... :)))))))

25 Ekim 2010 Pazartesi

İyi ki....



Uyudun, uyandın bizim yatağımıza getirdim seni;
Sonra tekrar daldın uykuya, sonra ben seni izledim.. Uyumadım, uyumak istemedim..
Çünkü bu kadar uzun süre hareketsiz kalamayıp, sürekli bir hareket halinde olduğun için bu fırsatı kaçırmak istemedim.
Hiç kıpırdamadım, çünkü nefesimiz o kadar birbirine yakındı ki, bir an olsun nefes alışını, soluma sesini, kaçırmak istemedim.
Hep sana baktım, hep şükür ettim. Her yerini daha detaylı inceledim.
O kadar güzeldi ki minik ellerin, ellerinin üzerindeki minik çizgiler, yüzünde ki hafif tüyler!!
İleriyi düşündüm, büyüdüğünü, sakallı hallerini filan :)
Kaşını, saçını, her kıvrımlarını, kirpiklerini, her anını izledim.
Bazen içini çektin uykunda; bazen gülümsedin, bazen nefes alışların hızlandı, korkuyorsundur diye hemen elimi koydum, başının - karnının üzerine, orada olduğumu bil korkma diye!!
Ama baktıkça dedim ya hep, her şeyine şükürler ettim, sağlıklı olmana en başta!!

Şükür ettim benim çocuğumun sen olmasına,  seni; sen olduğun için benim, bizim olduğun için, şükürler ettim.
Asıl seni doğurduğum için şükürler ettim, her zaman ettiğim gibi….
He bir de;
Bugün babanın doğum günü! İyi ki doğmuş olmasına; iyi ki onunla bir yuva kurduğuma, baban olmasına şükürler ettim.


22 Ekim 2010 Cuma

An'ı kaçırmak,


Biraz önce bütün düşüncelerine saygı duyduğum, değer verdiğim, yüzünü bile görmeden ona her şeyimi gönül rahatlığıyla anlatabildim Selda'm la konuşuyorduk..
Yine konu çocuklardan açıldı tabii ve benim aklıma takılan sorular hakkında onun da fikirlerini öğrenmek istedimm.
Mesela Callıou dedik, biz sabahları sadece izliyoruz, sonrasında bir de akşam tv açıyorum dedim..
Yani ne kadarı doğru bilemiyorum deyip, danıştım.. O da herşey de olduğu gibi bunun da fazlası zarar dedi tabii ;) Bütün gün evde olunca tv açmamak biraz zor olabiliyor ama, genellikle uyku saatlerine denk getirmeye çalışıyorumm...
Sonra konu, vurmak, dövmek vs. tarzı sorunlara geldi, yani malum söylemişimdir illa ki Batıkan'ın başkalarına, bazen iyi davranırken bir anda vurduğunu :( bu durum da ne kadar zor da kaldığımı, ve bununla ilgili hiç bilgisi yokken, gayet sakin bir çocukken neden böyle olduğunu hep sorguladımm..
Ve dediler ki, ''vurmak öğretilebilir birşey'' yok dedim, ben hiç vurmadım. Ama evet görmüştü bir başka çocuktan ve sanırım bu kalmış onda, bazen çok güzel anlaşırken bazen vurabiliyor..

Ve şunu da merak ettim hep, o kadar blog okuyorum yada başka başka siteler, hep herkes mi sakin, yani ben de var demek ki diyorum bazen, bir sabırsızlık, tahammülsüzlük yada ne bileyim anlık sinirin tepeme çıkması ve öfke kontorlü yapamıyorum demek ki ben ve yine aynı ben demek ki bu şartlar altında, bu dünya ya bir psikopat filan yetiştiricem herhalde!!!
Çünkü geçen gün zaten hastayım, kafamı kaldıramıyorumm, bezini değişmem gerekli, yatırdım altını açtım, nasıl bir tepinme bunu her seferinde yapıyor ama, hem hastalığın verdiği bi taakatsizlik var üzerimde, zaten zar zor duruyorum, sinirlendim ve vurdum çıplak olacak bacaklarına :(( benim bile elim acıdı yanii:(
sonrada odasına götürüp, bıraktım ve çıktım kapısını kapatıp tabii tahmin edersiniz nasıl bir bağırış, çığlık-kıyamett!!
sonra aldım, akşam oldu, kucağımda otururken birden bana vurdu!!! tatatata!!!! eeee, al işte!!!

Sonra da oğlum vurmak yok desem ben bu saatten sonra ne değişecek, ama sen bana vurdun demeyecek mi? diyecekk.. baktım sadece!!!

Üzülme anne üzülme, vumıcam bi daha sana, sen hastasın dedi... aynen cümle bu!!


Şimdi nerden nereye geldim, Seldacığım da dediği gibi, ben az mı yedim annemden, yada az mı çocuk dövdüm dedi. Tabii ki taraftarı değiliz vurmasının ama, onun anlatmak istediği başkaydı, ben anladım..
Yani asıl Batıkan değil, beni esas aldı bu kadar kasma, kendini sıkma, herkeste oluyor yada olacaktır bu tarz şeyler dedi. İnsanız sonuç ta, yanlış anlaşılmasın yine diyorum vurmak taraftarı değilim ama, kan beynime çıkıyor be kardeşimm. Sabır sabır sabırrrr....... Belki onun da dediği gibi ben sinirlensem de yanımda hemen alıcak birileri var dedi mesela, ben de o da yok :)) yani işimizz zorr...
Biraz daha öfke kontrolü lazım bana, biliyorum, bilinçliyim ama en güzel anlarımız da, ben sırf nasıl yapsam, ne yapsam, nsıl davransam diye mükemmel anneciğe oynarken asıl an'ı kaçırıyorum, sanırsammm... :(

20 Ekim 2010 Çarşamba

Hastalıkta sağlıkta

Tam da şarkıda ki gibi, yada hani evlenir iken söylenir ya, hastalıkta ve sağlıkta diye!!! biz buna çok uyumluyuz...Uymakta zorundayızz, ikimiz ve bir yavrumuzdan başka kimsemiz yok yamacımızda!!
Bazen eş, bazen arkadaş, bazen anne, bazen baba oluyoruz birbirimize!!

Neden bu konulara girdim derseniz, dünden beri üzerinize afiyet ,hastayım yine!!! ee hiç bir meyva yemez, vitamin namına birşey almazsan, böyle sık sık hasta olursun işte!!!

Zor iş hasta olmak, hele dedim ya benim gibi, bizim gibi yanlızsan...
Ama çok şükür eşim var. Çok şükür işi müsait bir eşim var. Yani 2 gündür Batıkan'ı alıp götürüyor. Uyku saatlerinde getiriyor, uyanınca yemeğini yiyor tekrar alıp gidiyor... Sağolsun, yemeklerimizi de yapıyor. Yine şanslıyım yani ;)
Anneme yapabileceğim nazı eşime yapamıyorum belki, adamcağız o kadar uğraşıyor diye ama!! yine de herşeyin hepsinin yeri ayrı..
Hem Batıkan'la ilgilenip, hep yemek yapıp, bir taraftan bana nane-limon yapıp, bir taraftan da işine gücüne bakmaya çalışan bir eşim var. Çok şükür..
Şimdi tek dileğim bir an önce ayaklanabilmek, olmazsa yarın bir iğne vurdurmayı düşünüyorummm...

Ama yine de annenin yeri her zaman başka dimi ya!!!!
Hele ki böyle hasta olunca neden daha çok aranır acaba!!! kaç yaşına gelirsen gel, kaç tane çocuğun olursa olsun, yine anne'nin yeri bir başka!!
Annesi yanında olanlar, halinize bir kere daha şükür edin ;)

17 Ekim 2010 Pazar

Geldim de, agresif geldimmm



Gittik geldik çok şükür,
Havalar biraz yağmur- yağıştı bu taraflarda ama yine de gittik. Amaç aslında  buradan bir arkadaşımızın düğünü vardı  Ödemiş'te dün, oraya gitmekti.
Öncesinde Meltem'e gitmemezlik olmazdı :)
Gittik, daha da tatlı olmuş, tam bir zilli :) el sallıyor, gel gel, de de de de!! eli sürekli ağzında, henüz dişi yok :))
İştahlı maşallah...
Neyse,güzeldi, düğünde, ziyaretimizde.


Peki ben neden agresif geldim :( Kaynım yani Meltem'in babası evlenmeye karar vermiş :((((
Haydaaaaa!!! dediğinizi tamin edebiliyorumm..
Geçen sefer gittiğimizde çıtlatmıştı halen aynı fikirde ve çoğu insan da aynı fikirdeymiş. Bir benim istemeyen!!! Neden istemiyorsun diye şaşırıyor bana!!! Ona da söylediğim gibi aynen yazıyorum neden istemediğimi!!!


Daha çok yeni de ondan!! Daha 52'si geçmiş olmasına rağmen yapılmadı, incir toplama zamanı filan girdi araya, Kasım'ın 6'sında okunacak hem dede'nin hem elti'min :(
Tabii ki evlenecek, 3 tane çocuk, 33 yaşında genç adam, ömür boyu bekar kalıcak değil tabii ki ama, 3-4 ay içinde mi karar verilir yaaa!!! Bu kadar kolay basit mi!! Hala benim içim acıyor, onun da öyledir eminim. 4 aydır neler çektiğimi ben biliyorum diyor!!! haklıdırda, zor!! bebek, ev, çocuklar okula gidiyor vs. ama şükür et dedim. Annen babam alt katında, ya onlarda olmasaydı ne yapardı, 1 ay'a kalmaz evlenirdi herhalde!!!

Benim psikoljim bozuldu diyor, doktor ilaç vereyim filan demiş. ''Kimse eşini kaybetmesin çok zormuş ''diyor. ''Gelicek olanı ben kendim için değil çocuklar için istiyorum'' diyor. Hayırlı bir insan olur inşallah, yanlız olsam sorun değil diyor... haklı haksız değilde, yine de erken diye kızıyorum işte!!!
Madem Meltem içinse bana ver ben bakayım ozaman dedimm.
Yokk, olmazzz dedi. Onu da bırakamıyor haliyle. Canı- kanı, eşinin emaneti nasıl versin :(

Ne bileyim yaa, zor tabii, çok zor. O kadar cahil bir insan değilim, zorluğunu tahmin edemeyecek kadar ama, dile kolay 15 sene, çocukluk aşkları, ilk gözlerini birbirlerinde açmışlar..
Ne olurdu çekip gitmeseydi, gencecik yaşında. Daha bir sürü yapacak şeyi varken, çouluğuna, çocuğuna, o kadar isteyipte yaptığı kızına doyamadan, hiç birşeylerini göremeden çekti gittii!! :((

Çok üzülüyorum hala, hala özlüyorum, her gidişimde aklımda mutlaka, sanki orada gibi, hiç elti gibi olmamıştık biz. Belki de bu yüzden zoruma çok gidiyor. O kadar severdi kocasını, gözünün içine bakardı ki!!

Böyle işte, ben ne olursa olsun lafımın arkasındayım, tabii ki evlenecek ama bu kadar erken olmasına karşıyımm... :(

14 Ekim 2010 Perşembe

Parmak mucizesi


Gece saat 04:00 '' anne annneee'' diye bir ses! biraz bekledim tekrar aynı, bazen rüyasında konuşuyor bu da öyle birşey sandım. evet evet konuşuyor, geçenler de ''bu ne anne, bu''? diyordu. Yavrum ne soruyordu acaba çok merak ettim.
Bazen ise, şarkı söylüyor, uyandı zannediyorum, bekliyorum sonra ses kesiliyor.. Bütün gün konuşması ve şarkı söylemesi kesmiyor demek ki ;)

Neyse nerde kalmıştık gece 04:00!!! gittim yanına, ayağa kalkmış, bekliyor.
''Anne meni indir''. 
Olmaz oğlum, uyumamız lazım, hadi yat.
''Pış pış yap anne''!!

Tamam dedim ve başladık pışpışlamaya! Uyudu, genelde de öyle olur. Bu elim de yada parmağımın ucunda ne hikmet var ise, o orada dururken, gözü kapalı, ruhu dalmış gitmiş rüyalar da ve bildiğiniz uyuyor..
Ama gel gelelim ben ne zaman heh tamam çekeyim artık parmağımı diye düşünüp, çekmeye kalkışsam, saniyesin de açılıyor o cin gibi gözler :(
Sil baştan yine başlıyoruz tabii ama bu sefer hakkaten parmağım deymiyor bile, sadece kolumu uzatabiliyorum çünkü belim ağrıyor bu süre zarfında, hala park yatağında yattığı için!! Kolum ve belimi hissedemiyorum uzanayım derken..

Parmağım hazır deymiyor zaten, çekeyim kolumu da diyorum, ne fark edecek. Gözünü yine açıyor, yine bir kolumu uzatıyorum, bu böyle bir abartısız 20 dakika sürüyor.
Bu sefer de hapşırma gelmesin mi bana? şaka gibi :))
Ne yapsam bilemiyorum, tek kolum yatağın için de, kıpırdanamıyorum, hapşırdım hapşırıcam. öteki kolumla burnumu sıkıyorum, kaşıyorum filan, geçiyor..
Çekiyorum kolumu, belimi yoluna sokup, ayaklanıcam bu sefer dizimden cıtt diye bir ses :)) abartıyorsun demeyin, o kadar iki büklüm kalınca haliyle yer yerimden gelebilir..Bizimki yarı açıyor gözünü yarı kapatıyor. Ben yine varlığımı hissettiriyorum. Kapatıyor gözlerini !

Tam odadan ne kadar sessizlikle çıkabileceğimi dikkat ediyorum ya hani! hırsız misali :))
Bu sefer de hiç ses çıkarmayan laminantlardan ses gelmez mi? gece daha mı çok ses fark ediliyor nedir, hakkaten sinir oldum ya!!
Neyse çok şükür kapının eşiğini geldim diyorumm ve birden ne olabilir,

'' Anneeeee, annnneeeeeee''' ( Allah'ım bu bir rüya olmalı derken, bakıyorum ıı-ıh daha da ses hararetleniyor)

Gidiyorum yatağıma, vuruyorum kafayı. Bu sefer başlıyor
''baba babaaaaaaaaaa'' hehehe işte ben bunu seviyorum :))))

Babamızın ellerinden öper artık bu saatten sonra ve ne zaman sonra bilmiyorum babası geliyor uyutup.
Sorduğumda babasına nasıl uyuttun diye! yat oğlum, bak ben de burada yatıcam demiş ve kendi kanepede o uyuyana kadar uyumuş :))

Bu kadar basit yani, ama bana gelince iş, hep o parmak deyecek illa ki sırtına, hep orada hissedecek, hep arada kontrollerini yapacak, oradamıyım değilmiyim diye!! 
Kendini bir parmak ucuyla güvende mi hissediyor yani, yani bir parmak ucuyla sevildiğini mi hissediyor.
Ne kadar kolay ve basitler aslında ama bazen biz işi zorlaştırıyoruz sanki! yani ben kendi adıma öyle olabiliyorum ara sıra, bazı bazı!!

28 ayını bitirmek üzere Batıkan ve hiç doğduğundan beri üzerine uyurken birşey örtmedik yaz- kış!
Annem '' uyuyanın  üzerine kar yağar, ört üzerini çocuğun '' dese bile milyon kez, yine de örtmedik, çünkü Batıkan zaten üzerinde tutmuyordu yani çok deli yatıyor, ucu bucağı yok yatış şeklinin!!
Neyse, geçen gün yorganları çıkartırken gördü. ''Mu ne anne ''dedi. Senin yorganın dedim. ve tam da uyku saati gelmişti. ''Ört anne ört ''dedi.,şaşırdım. Örttüm, çıktım ve arada kontrol ettim, yarı açık yatıyordu ama yattı sonuçta. Belki örtmeye başlar böyle böyle alışırda, annem de mutlu olur :))))

Biz de durumlar böyle, yarın Meltem'e gidiyorum. 2-3 güne kalmaz dönerim.
Sizin için de bol bol koklayacağım onu, yine öpücem öpücem öpücem, doyamadan gelicem ;)

12 Ekim 2010 Salı

İstenen istatistikler ;)

Miller ve ben, ne güzel yazmış sevgili Eylem :)) çok beğendim +1 :))

Benim blog dünyasından ne kadaaarr uzak kaldığım belli oldu ki, bloga girip inceleme fırsatım bile olamamış ki, istatistikler bölümünü göreyim :) siz de henüz benim gibi görmediyseniz eğer, kumanda panelinizden, istatistikler'e tıklayıp, tümünü seçip oradan ulaşabilirsiniz..
Ahh eskiden böylemiydim ben, hergün yazardım da, nasıl fırsat buluyorsun derlerdi, nazar mı deydi ne oldu bilmem ki :p

Neyse gel gelelim bakalım neymiş bizim blogun en çok okunan, incelenen top 5'i :))

Nilsu'lu Hayat; evet, ilk sırada bu yazım olmuş, neden diye düşünmedim, çünkü sevgili Nilsu'mu ve güzel annesini seven o kadar blog arkadaşlarımız var ki, görünce merak ettiler herhalde ;)

Bilin Bakalım Neredeyiz; burada da bir merak uyandırma söz konusu, o yüzden okunanlar sırasında 2. sırada yer alıyor kendileri ;)

Son Dakika; Burada da kreş'imizden ayrılma sebeplerimiz anlatılıyordu, son dakika deyince tabii yine bir dikkat çekilmiş olsa gerek ;)

Ben ve Oğlum; hımm.. bu da malumunuz, kreş sonrasında evde nasıl vakit geçirdiğimizle ilgili olan post'umuz :))

Alt Komşu Sorunsalı (3-5); bu çok iyi yaa!! buna o kadar güldüm ki hala gülüyorum :)))) ne kadar önemliydi benim hayatımda ve nasıl da paylaştım sizlerler, merak eden, kızan oldu benim gibi :)) ve en son bombayı paylaşmayı unuttum sizlerle, gidiyorrr,, gidiyorrr ,gidiyorrr demiştimmm ve gitti gitti gitti gitti :)))
ohh yandan 60,70,80, ohhhh!!! :)))

Şişşş hepinizi seviyorum, takip eden etmeyen, yorum yazan yazmayan, girip çıkıp okuyup giden, elleriniz dert görmesin işşallahhh hee Miller'ımı unutmadımmm ;)

ve bende hemen paslıyorumm bir de sizin istatistiklerinizi görelim bakem..hııı!!!

sevgili Ege'min anneciği; AsyamSeldam ve ve veee zor bi karar :)) Ömer Tuna'nın anneciği ;)

hadi bakalımm....pamuk eller klavyeye ;)

9 Ekim 2010 Cumartesi

Batıkan'dan seçmeler

 Unutmamak adına!!:) ve biraz gülümsemek tabii ki ;)

Banyo yapalım mı ? diye soruyorum.
''Hayır doll oynayalım, bi kere anne bi kere'' diyor. Yoğun istek üzerine oynuyoruz. 
Bir kere vuruyorum topa, ee bi kere dedi ya tabii bu sefer ''sonn anne sonn'' demeye başlıyor ve sonu gelmiyor tabii :)

Bacaklarını açıyor ve top oradan geçince, ''daha anne bi daha'' diyor. ne bir daha oğlum diyorum,'' pipimden bir daha''  (bacaklarının arasından geçmesini istiyor ya hani :) 


Telefonda anneannesiyle  konuşuyor, 
'' apşam oldu eve deelll eve, buyaya delll ''daha sabah halbu ki :)

Kitaplarından birinde bamya resmi var, yapma çiçek var evde ve onunda tohumları var. dün söyledi anlamadım, yemek istedi, yenilmez dedim. Bugün tekrar edince ''ben bamya yicem'' dedi. Meğer çiçektekileri bamyaya benzetmiş. Dikkat ettim de hakkaten benziyor ama :)

Annesine ''seni seviyorum' diyen babasına, 
''sen sevme annemi, ben sevicem'' dedi :))) paylaşılamayan kadın :P

Uyumaya hazırlanırken, karnından ses geldi, guruldadı yani :)) duydu ve şaşırdı, nerden geldi bu ses dedim :)) ''pipimden geldi'' dedi :)))

Tükkana geen müşteri Batıkan’a ‘’hello deyince Batıkan’da ''hello'' diye karşılık verip, devamında ‘’ have are you’’deyince Batıkan fıne thanks!
Sonrasında özüne döndü vede ''sen nasılsın''?? Diye devam etii :)
Başka bir bayan müşteriye de  giderken ‘ yine gel yineee’’ diyor.

Balkonda bakarken ilerideki bahçede inek görmüş,
’’ inek ot yiyor ot ! bizim bahçede ot yok, orada ot var '' diye devam ediyor.

Sürekli ve her daim, raketleri alıp geliyor ve 
‘’hadi anne tenis topu oynıcazz’’ diyor :)
Alnına dokununca okşamak için; '' menim biraz ateşim vay anne'' dedi :))
 
Oyuncağını koltuğun altına atmış, gösteriyor almam için, almak için cebelleşirken ben 
‘’ şimdi naposun anne şimdi ’’ demez mi?

Kitap getiriyor inceliyoruz, daha doğrusu o gösteriyor ben söylüyorum :) sıradakine geçerken 
‘’ hımm, pekiiiii’’ diyor :)))


Related Posts Widget for Blogs by LinkWithin