Mutfakta uğraşan annenin yanına gelen Duru;
Duru: su velilmisin anne
anne : al annecim
Duru: bana anne deme ben anne değilim, ben hanımefendiğim anne sensin bana buylun hanımefendi diyeceksin.
anne: ???????????
Anne yine mutfakta Duru okul takıntısında;
Duru: anne ben okula gittiğimde sen ağlayacakmısın,
anne: Evet kesin ağlarım (anne biraz durur ve sorar) peki sen ağlarmısın
Duru: ben ağlamıycam sen üzülme diye.
anne: !!!!!!!
Bazen böyle anne aşığı bazen küçük dağları o yaratmış gibi havalı ama ben bu kızın her haline aşığım. Zaten oda farketmiş olacakki geçen gün ''anne sen bana aşık olmuşsun'' dedi. Aşktan artık ne anlıyorsa...
26 Aralık 2012 Çarşamba
25 Aralık 2012 Salı
İLK KAR
Perşembe günü ilk kar düştü. o akşam babasıyla çıktı kuzu dışarıya. Ertesi gün ön balkonumuz hayli kar tutmuştu. Hadi Duru kar topu oynayalım mı dedim olul dedi.
Bu kadar eğleneceğini tahmin etmemiştim doğrusu. Kovasını doldurup doldurup kafamdan aşağı kar döktü:)) Bide minik kardan adamımız vardı üşümesin diye şapka taktık, biz içeriye girince Duru oda hasta olmasın alalım içeri dedi ve içeri girince sonuç malumunuz. Sonra gün boyu kardan adamın ardından gözyaşı döktü bizim kuzu. Neyse bu sayede karın sıcakta eridiğini öğrendi en azından:))
Bu kadar eğleneceğini tahmin etmemiştim doğrusu. Kovasını doldurup doldurup kafamdan aşağı kar döktü:)) Bide minik kardan adamımız vardı üşümesin diye şapka taktık, biz içeriye girince Duru oda hasta olmasın alalım içeri dedi ve içeri girince sonuç malumunuz. Sonra gün boyu kardan adamın ardından gözyaşı döktü bizim kuzu. Neyse bu sayede karın sıcakta eridiğini öğrendi en azından:))
24 Aralık 2012 Pazartesi
DOST DEDİĞİN
Dost dediğin yıllarca konuşmasak bile diğerinin kötü durumda olduğunu bilip gururu kibiri bir tarafa atıp geçmiş olsun mesajı iletmek ve geleceğe dair zeytin dalı uzatmak mıdır?Kendi doğumgününde bile sırf dostunu sevindirmek adına onlarca kilometre katedip dostunun kapısına bir pasta bırakıp gitmek midir?
Hayatında enn önemli gününün bu olduğunu bilip anne olduğu saati dakikasına kadar bekleyip o günde ve o dakikada aramak mıdır?
Peki dünyadaki en zengin insan parası olan mı yoksa dostu olan mıdır?
Ben bunların hepsine sahibim çünkü çok iyi bir dostum var. Durunun d.gününü 2 aralıkta Ankara'dan gelen kardeşim dönmeden kutladık. Öyle ki c.tesi karar verdik pazar kutladık. Hazırlıklar bir güne sığınca böylelikle her şey istedim gibi olmadı ama yinede güzeldi.
Bu pazar günü canım arkadaşımın d.günü idi ve sabah Duru ile Dilek teyzesinin doğum gününü kutladık. Biz ikinci bir kutlama yapmayacaktık bu arada. Akşam ben mutfaktayken kapı çaldı eşim kapıyı açtığında yerde mumları yanan bir pasta görmüş. Canım arkadaşım Tekirdağ'dan sırf Duru'ya sürpriz yapmak için gelmiş. Nasıl mutlu olduk anlatamam. Bu arada Duru miki fareyi çok sevdiğinden ona bir miki fare almış. O akşam kutladık ve geç saatlere kadar oturduk.
Ertesi gün ise saat 12:12 de Durunun doğum saatinde tekrar arayınca çok ama çok mutlu oldum. Bir okadar da duygulandım. Canım ya ne kadar ince düşünmüş değil mi. Gerçekten çok şanslıyım değil mi!!!!!!!
17 Aralık 2012 Pazartesi
3 YAŞINDAYIZ
Güneşli bir kış gününde 3 yıl önce bugünde aldım meleğimi kucağıma. O kadar küçüçüktü ki Allahım ona bakabilecek güç ver dedim ilk duamda.
Evimize geleceğimiz gün ise okadar yağmurluyduki evimize getireceğin bereketin ve güzelliklerin habercisi gibi.
benim Duru Ecrin'im iyiki doğdun, iyikivarsın ve iyiki benim kızımsın. Rabbim seni daima korusun. Daha öncede demiştimya VARLIĞINLA ZATEN MUTLUYUZ BAŞARILARINLADA GURURLU OLMAK İSTİYORUZ diye.Rabbim bu mutluluğuda gururuda daim etsin. Daha nice senelere bu mutlulukla güzel kızım 12 Aralık 2012 Çarşamba
3 YAŞA DOĞRU
Artık okadar farklı ki benim miniğim. Çok değişti, 2 buçuk yaşından itibaren tüm değişimleri iyice hissedilir oluyor.Her kelimeme daha çok dikkat eder oldum çünkü herşeyi taklit ediyor. Sizin kızarken yada severken söylediğiniz bir kelimeyi oda aynı şekilde size kullanıyor. Evde her hareketimizi taklit eden biri var kısacası.Öğrenim için en güzel yaş çünkü alıcılar çok açık. Artık çocuk bile hadi bana birşeyler göstersene, hadi benimle oynasana anne diye yanınızda aniden bitebiliyor. Duru yeni şeyler yapmayı çok seviyor, buda benim en sevdiğim yönü.
3-4 aydır belkide daha fazladır tüm renkleri söylüyor, rakamların hepsini tanıyor yaklaşık biryıldır artık hedef farklı burada söylediğim gibi okumaya merak sardı. Bilgi dolu geçer umarım bu yılımız. Okula gitmeyi çok istiyor, evimizin tam karşısında ilk öğretim okulu var ve onun bahçe kapısı kapalı olduğunda başlıyor ağlamaya bu kapı kapalı şimdi ben okula nasıl gidicem diye. Bende 4 yaşımda başlamışım okul diye ağlamaya babaannem dayanamayıp 5 yaşımda vermiş okula ama kaymakamlık ozaman kaydımı yaptırmamış 2.dönem mecburen evde bekledim ertesi yıl 6 yaşımda yeniden başladım. Duruda bu gidişle bana benzeyecek gibi ama biz bu isteğini okul öncesi eğitimle geçiştiririz artık.
Yemeğini kendi yemiyor çünkü yemek yemiyor. İştahsız bir çocuk nasıl yaşıyor valla ben bir türlü anlam veremiyorum ona. Abur cuburla hiç arası olmadı onun.Tatlı pek sevmiyor. Hiç vazgeçemediği tatlı Danette onun dışında ayda yılda bir çikolata ya yer ya yemez.
Şunu giycem bunu giycem diye çok sık tutturmuyor, ama şu tutturma krizleri gelincede sağlam geliyor.
Buyıl doğumgünün pek farkında hatta pasta konseptler Duru'ya ait. Arkadaşlarımı çağıralım, bana şarkı söyleyecekler sonra ben mum höplüycem şeklinde anlatıyor.
Duru çok baskın karakterli. İlle onun dediği doğru, ille onun yaptığı gibi olacak. Öğleki geçen harfleri sıralıyor sıra İ ye geldi okuyunca İ dedi noktasınada İ nin üsü deyince bende düzelttim İnin noktası o hayır efendim İnin Üsüymüş ve hala sırf kendi dediği doğru olsun diye bastıra bastıra söylüyor. Çünkü o Duluymuş ve Dulular heeep haklıymış.
Neyse Duru bu kadar müsade ediyor başka bir postta devam ederiz.
Bu arada ben bugün görüştüm 1 şubat 2013 te yeni işime başlıyorum hayırlısıyla. Sevinemedim henüz çünkü Duru'dan ayrılmak zor gelecek:((
11 Aralık 2012 Salı
DURUNUN İLK PASTASI
Pazar günü annem ve babamı Ankara'ya gitmek üzere yolcu ettikten sonra eve gelince içim sıkılıyordu. Ben ilk kez annem ve babamdan ayrılıyorumda :(( İlk evlendiğimde çok uzakta oturuyordum ve çocuğumuz olursa annem baksın diye mecbur annemlerle aynı sempte ev aldık. O zamanda en az 2 haftada bir annemin yanındaydım ama şimdi ben işten ayrılınca Duru'ya kendim bakmaya başladım doğal olarak onlarda 2 kişi eve sığamaz oldular bu kışı Ankara da geçirmeye karar verdiler. Aslında temelli idi bu gidiş ama tekrar işe başlayacağımı duyunca kıyamadılar torunlarına yine ben gelir bakarım dedi canım annem.
Akşama komşularımız bize geleceklerini söyleyince hadi Duru pasta yapalım dedim. Birlikte birşeyler yapınca çok mutlu oluyor kuzum. Ben koydum kaba o başladı malzemeleri karıştırmaya. Pandispanya için malzemeler; 3 yumurta 3 kahve fincabı şeker ve bir okadar un,yarım paket kakao, yarım paket kabartma tozu ve 1 paket vanilya
Akşama komşularımız bize geleceklerini söyleyince hadi Duru pasta yapalım dedim. Birlikte birşeyler yapınca çok mutlu oluyor kuzum. Ben koydum kaba o başladı malzemeleri karıştırmaya. Pandispanya için malzemeler; 3 yumurta 3 kahve fincabı şeker ve bir okadar un,yarım paket kakao, yarım paket kabartma tozu ve 1 paket vanilya
İyice karıştırdıktan sonra yuvarlak bir borcama yağlı kağıt koyduktan sonra karışımın dörtte birini döktük.Bizim kalıbımız oldukça küçük ve bir tane olduğundan biz 4 defa bu işlemi tekrarladık daha büyük bir borcamda 3 yada 2 katlada aynı pastayı yapabilirsiniz. Pişince pasta kreması ve 1 paket krem şanti ile yaptığımız kremayı kekimize sürdük ve üstüne muzları dizdik bunu 3 defa tekrarladık 
son katada tekrar krema sürüp çikolata rendeledik. Farklı şekilde süsleyebilirsiniz. Gelen misafirerimiz, Duru ve özellikle babamız çok beğendi. Bitmiş halinin fotoğrafı malesef yok pasta yapımı bitince misafirlerimiz geldi ve vaktim olmadı. Ama lezzeti çok güzel ve oldukça hafif tavsiye ederiz.
Not: aynı pastayı rulo pasta olarakta yapabilirsiniz bunun için kare fırın tepsisini yarısını bira geçecek şekilde hamuru yayıp rulo olarakta gayet güzel oluyor.
HERŞEY BUNUNLA BAŞLADI
Bunları zaten okulda öğrenecek diye dikkatini başka yönlere çekmek için farklı kitaplarda aldım ama baktım bu durmuyor resimlere bakmak yerine harflere odaklanıyor bende bari okul müfredatına uygun olsun diye bunu astım. İnşallah yanlış birşey yapmıyorumdur. Sizin bildiğiniz birşey varsa lütfen bize yardımcı olun. Hani bizim çevremizdeki çocuklarla katiyen aynı değil dönemi geldide merak sardı diyemiyorum. Eğer yanlış olduğunu düşünüyorsanız lütfen tavsiye ile birlikte beni uyarın. Sevgiler.......
10 Aralık 2012 Pazartesi
MAYIS, BEN VE DURU
Mayıs Ankara'da yaşayan kardeşimin kedisi. Evcil hayvanların çocukların zeka gelişimine katkısı olduğunu duyunca biricik yiğenine bir kedi almaya karar vermiş ve almış. Bunu bana ilk söylediğinde ben tüm hayvanlardan korkuyorum balığa bile zor dokunuyorum sakın dedim oda sağolsun anlayışla karşıladı ve kendi bakmaya karar verdi.Kurban bayramı için buraya geldiğinde mecbur Mayısıda getirmiş. Arefe günü kardeşlerimin geldiğini duyunca kahvaltıya anneme gittik tabi ben Mayısı tamamen unutmuşum. Eve girer girmez Duru ve babası evde bir kedi olduğunu duyunca coştular. Aman bana uzak olsun dedim demesine de Duru'nun anne sende bak kedicik ne kadar tatlı deyip üstüme getirmesiyle babamın kucağına çıkmam görülmeye değerdi sanırım. (Duru hala bana anne kediciklerden korkma onlar sadece kedicik korkacak birşey yok diye terapiler yapmaya devam ediyor)
Neyse kardeşim gidene kadar ben her anneme gittiğimde kediyi kardeşimin odasına koyup kapıyı kapatıyorlardı. Duru kedi ile o kadar çok oynuyordu ki artık kedi Durudan kaçar olmuştu. Bayram tam komediydi ben kediden, zavallı kedide Duru'dan kaçıyordu. Duru'yu görür görmez Mayıs yön değiştiriyormuş:)
Bayramın ikinci günü akşamı Duru kulağım ağrıyor dedi ve gece boyunca ağladı. Sabaha karşı ateşi yükselince hastaneye gittik kulakları kızarmış deyip antibiyotik verdiler. Duru tabi her gün Mayısla birlikte. Sabah kalkar kalkmaz babasıyla dayısını arayıp Mayısın hal hatırını sorup biz bir saate kadar oradayız çok özledik deyip soluğu orada alıyorlardı. Valla eşimin hayvanlara olan merakını bilirdim de Duru'ya fazlasıyla şaşırdım. Hatta Mayısı ziyaretten bu bayram akraba ziyaretlerini yetiştiremedik:)
Neyse gelelim Duru'nun hastalığına üç gün boyunca ateş düşmedi ve tekrar hastanede aldık soluğu. Yapılan kontrollerin sonucunda Duru'nun mikrop aldığına karar verildi ve son zamanlarda farklı bir durum yaşandı
mı dediğinde aklıma Mayıs geldi. Şüphelerim;
- Ben yanında olmadığımdan Mayısın dışkısını yaptığı kumla oynamış olabilir.
- Yemek arasında kediye dokunup sonrasında elini yıkamadan yemeğe devam etmiş olabilir.
- Son olarak benim gibi tüylü hayvanlara alerjisi olabilir. Bende de hemen gözlerime vuruyor gözlerim çapak bağlamaya ve şişmeye başlar.
Siz siz olun bir hayvan alacaksanız muhakkak test falan ne gerekiyorsa yaptırın sonunuz bizim gibi olmasın. Buarada ben kedi ile bukadar oynamasın diye her uyardığımda bırak oynasın kızım senin gibi korkak olmayacak diye üste çıkan sevgiliye selam olsun.
6 Aralık 2012 Perşembe
SEVİYORUM UĞRAŞMAYI
Durunun en çok o uçları bukle saçlarını seviyorum. Ben kıvırcık saçlı olduğumdan Duru öğle olmasın diye çok dua ettim. Dümdüz saçları gittikçe dalgalandı. o dalgalar zamanla bukle oldu ve o bukleler şimdi saçlarının ucunda sadece. Saçları salık olduğunda insanlar aaaaaa sardınmı uçlarını diye soruyorlar bile:)Ama ben sadece o buklelere aşık değilim asıl onun rengine aşığım. Ben 5 aylık hamileydim ve Duruş cinsiyetini bize göstermemekte inat ediyordu. Berat Kandili gecesi dua ettim cinsiyetini göreyim diye ve o gece 3 yaşlarında bir kız ve oğlan çocuk el ele tutuşmuş rüyama girdiler. Erkek çocuğu eşime o kadar benziyorduki bak oğlun demesini beklerken bir ses;
Bak bu senin kızın dedi. Bu kumral uçları bukle saçları ilk kez o zaman görmüştüm. O kadar hoşuma gidiyorki Durunun saçlarıyla uğraşmak. O kendi kendine oynarken ben onun peşinde saçına şekil vermeye çalışıyorum. Düşünün halimi çünkü Duruş 5 dakika bile sabit bir yerde kalamayacak kadar hareketli. Artık o bile alışmış benim saçlarına takıntılı olduğumu sabah geliyor saçlarım çirkin olmasın bak diye uyarıyor bile. Biter bitmez aynanın karşısına geçip bir orasına bir burasına bakıp duruyor.
Şuan bir yerlere yetişme derdimiz olmadığından rahat rahat yapıyorum. Bakalım bu güzel buklelerle okullu olduğundada uğraşabilecekmiyim.
5 Aralık 2012 Çarşamba
SİZDE OYUNCAK FUARINDAMIYDINIZ
Sabah uyandığında Duru bugün Keloğlana misafirliğe gidelimmi dedim sevinerek oluuuuuur dedi. İstersen ordan calio ve pepelerede geçeriz istermisin dedim havalara uçtu. Hazırlandık ve çıktık yola yol boyunca onların evi nerde diye sordu durdu. Onlar Oyuncak fuarındalar biz onları görüp gelcez dedim. Zaten sevindirik olduğundan hiç sorun çıkmadı yolda. Fuar merkezine geldiğimizde daha bilet işlemlerini halletmeden sesi duyan Duru fırladı içeriye. Bende kaybolmasın diye peşinden fırladım.

Ben birçok oyuncak olur diye düşündüm ama çizgi film fuarından ibaretti desem yeri. En çok pepelere misafir olduk oradan ayrılamadı kuzu. resimlerde görüldüğü üzere şilanın elini hiç bırakmadı. Hatta şilanın elini tutmak isteyen başka çocuklarıda tüm cadılığını kullanarak engel oldu.
4 Aralık 2012 Salı
3 Aralık 2012 Pazartesi
MUTLU DURU
Dedimya artık evdeyim diye bu en çokta kuzuma yaradı. Bu durumdan pek memnun. İlk günler 9 gibi uyanıyordu aaa annem evdeymiş diyordu, ertesi gün bugünde evdeymiş diyor gün boyu evde mutlu mutlu geziyordu. Birileri Duru annen işe gitsin mi diye sorduğunda avaz avaz bağırarak hayıııııııııııııır diyordu.Şimdi hergün yanında olduğumu gördüğünden olsa gerek eskisi gibi değil. Bayramdan evvel Üniversiteden arkadaşlarımla buluşacaktık daha ben hazırlanırken başladı ağlamaya işe gideceksin diye. Yeniden başladığımda eminim ki çok üzülecek:(
Her sabah kahvaltıdan sonra Duru ile acaba bugün ne yapsam diye düşünmek bile bana mutluluk veriyor. Onunla öğlene kadar oynuyoruz öğlen iki buçuk saat uyuyor ve bende o sürede rahat rahat akşam yemeğimizi yapıyorum uyandığında ise o kendi kendine oynuyor ben dersime koyuluyorum.
Ders demişken ben Bilgisayarlı Muhasebe mezunuyum bide işletme okumaya karar vermiştim duru doğmadan evvel ama Duru ve okul bir arada gitmediğinden bırakmıştım şimdi kaydımı yeniledim ve ocakta sınavım var.
Böyle geçiyor işte günlerimiz, bayramma ve diğer zamanlara ait yazılarla tekrar görüşürüz.
1 Aralık 2012 Cumartesi
2 AYLIK EV HANIMINDAN SELAM VAR
Uzun süre ara verince nereden başlayacağını bilemiyor insan. Ama işte burdayız 23.09 da işten ayrıldım ki ne yapamadığımı bilemediğim uzun süre bu konuda bunalımlar yaşadığım bir dönemde, Rabbime sığınıp hayırlısı dedim ve hayırlısı buymuş şimdi evdeyim kızımla başbaşayım. 5 yıllık Mali işler müdürü olarak çalıştığım firmadan ayrıldım.
İşler yoğunlaştıkça gün yetmez olmuştu ve ben son 2 yıldır çok fazla mesaiye kalır olmuştum, pazar günleri bile bazen ordaydım, tabi durum böyle olunca ailemden fazlaca ödün vermeye başlamıştım hemde kızımın bana en ihtiyaç duyduğu dönemde.
Şimdi yaklaşan doğum günümüze hazırlık yapıyoruz. Neler yaptığımız ise bir sonraki yazıda...
Sevgi ile kalın.......
23 Eylül 2012 Pazar
21 Eylül 2012 Cuma
HAFTA SONUNDAN.......
Bu hafta sonu düğün nedeni ile Anadolu yakasına geçtik. Bir sonraki günde evlilik yıl dönümümüz olunca babamız bir sürpriz yapıp bizi Fethi paşa korosuna götürdü. Çok güzel bir yermiş. Üsküdarda 1. köprünün çok çok yakınında, nefis boğaz manzaralı bir yer. Ayrıca oraya kuzguncuğun içinden geçerek gittik. Kuzguncuğa da ayrıca bayıldım. Fethi paşaya tekrar gidilir mi? Hemde hiç düşünmeden tekrar tekrar gidilir. Ayrıca içerinde sosyal tesiste olduğundan bütçenize göre yerler bulmakta mümkün.
Ben bu kızın her haline aşığım, oda babasının her haline aşık. Dün ya hali kaçan kovalanıyor:))
Herkese Hayırlı Cumalar ve çoooook güzel hafta sonları........
KASTRO
Bayramdan sonraki hafta Ankara'dan gelen kardeşim için tertipledik bu geziyi. Ankara'da yaşamaya başladığından beri denizi özlüyor, hem o özlemini gidersin bizde arabamızla ilk seyahatimizi yapalım dedik tuttuk Tekirdağ yolunu. 2 saat uzaklıkta oraya varıncada dik bir yokuştan yaklaşım 7 km aşağı iniyorsunuz ve yol boyu ağaçlar size eşlik ediyor. yol bittiğinde orman göl ve deniz üçlüsü arasında çok güzel bir kamp alanı. Güzel bir yer Kastro. Tek sorun kamp hiç bana göre değil.Çadırda kalmak, dışarda uyumak, ya bir böcek gelirse diye düşündüm durdum ki karıncadan bile huylanan ben düşünün geceyi nasıl geçirdim. Aksine de eşim bayılır böğle gezilere. Napalım şansına küssün ben atamıyorum şu korkumu tiksinmemi adı her neyse üzerimden. Yinede arada onu kırmamak adına sıkıcaz dişimizi. Buyrun resimler......
Hamak değince zaten akan sular duruyo kuzu için, çadırada kolay adapte oldu her ne hikmetse çok benimsedi. Gider gitmez hamağımızı ve çadırımızı kurduk. Elektrik problemi yok orda, hatta bazı aileler çamaşır makinası falanda getirmişlerdi, uzun süreler kalıyorlar demek ki, ben dışarda bir iki hafta imkanı yok yapamam.
Ertesi sabah resimlerde de havanın ne kadar bulutlu olduğu belli. Ama bu buluta rağmen deniz ve hava sıcacıktı. Deniz çok ama çok dalgalıydı ki karadeniz hep dalgalı dediler. Duru ise sevdiklerinin yanında olma mutluluğu, suyun sevinci derken coştu durdu orda. Önemli olan kardeşimin memnun kalmasıydı ki o çok mutlu oldu, bu da benim mutlu olamam için yetti.
Bide benim kuzumun yüzündeki bu mutluluk bana dünyaya bedel. Denizi çok seviyor kuzum, Şimdi mayosuna bakıp bakıp ben bunla denize gitmiştim ya anne çok güzeldi diyor.
20 Eylül 2012 Perşembe
BAYRAMIN ARDINDAN
Bayramdan bahsetmedim, hiç bu kadar kötü geçen bir bayramım yoktu herhalde. Bayrama 3 gün kala Kuzu bağırsak enfeksiyonu geçirdi, ertesi günde ben kötü oldum, bir sonraki günde babamız. Duru kötü olduğu gecenin sabahında hastaneye gitti serumdan sonra kendini iyi hissetmeye başladı, ben ve eşim de arefe günü kendimizi hastanede bulduk.
Gıda zehirlemesimi diye düşünürken eşimle ikimiz aynı anda dr odasına girince biz ağzımızı açmadan drumuzun şikayetlerimizi sıralaması çok ilginçti:)) Adam aynı şikayetle gelenlerden afakanlar basmıştı velhasıl biz bayramı özellikle de ilk günü yorgan döşek yatarak geçirdik. İkinci günü gelen misafirlerimizle lunapark keyfide olmasa ki gülmekten yüz kaslarım ağrıdı oda bu bayramı hatırlamak bile istemiycektim.
Öğleki bayrama şıkır şıkır hazırlanan kuzunun bir tane bile resmi yok. Eklenen resimler 2. günün akşamında gidilen lunaparktan.
Gıda zehirlemesimi diye düşünürken eşimle ikimiz aynı anda dr odasına girince biz ağzımızı açmadan drumuzun şikayetlerimizi sıralaması çok ilginçti:)) Adam aynı şikayetle gelenlerden afakanlar basmıştı velhasıl biz bayramı özellikle de ilk günü yorgan döşek yatarak geçirdik. İkinci günü gelen misafirlerimizle lunapark keyfide olmasa ki gülmekten yüz kaslarım ağrıdı oda bu bayramı hatırlamak bile istemiycektim.
Öğleki bayrama şıkır şıkır hazırlanan kuzunun bir tane bile resmi yok. Eklenen resimler 2. günün akşamında gidilen lunaparktan.
Not: tam çıkmak üzereyiz ben Yağmulun elbiseni giycem, Yağmur Duyunun elbisesini giycem diye ağlayınca mecburen ikisinin kıyafetlerini çıkartıp değiş tokuş yaptık. Yağmurla pek geçinemediklerinden yanyana resimleri malesef yok. Ama didişmeleri çok komik ya.Hep ikiz çocuklarım olsun istedim ama nasip değilmiş. Olsa çok eğlenceli olurdu kesin.
19 Eylül 2012 Çarşamba
İlk Kuaför Deneğimimiz......
Neden bu kadar geciktirdim bu postu telefonumun bağlantı kablosunu bulamıyordum :((
Ama bayanlar için önemli olan bu ilk deneğimimizi kızımın anıları arasına koymak istedim.
Ama bayanlar için önemli olan bu ilk deneğimimizi kızımın anıları arasına koymak istedim.
Kuaföre gittik dayımızın mezuniyet töreninde, teyze fön çektirdi Duruş oralı bile değil. Duru seninde saçlarını yapalım mı diye sordum. Hayıl dedi. İyi ozaman teyzen kadar güzel olmak istemiyorsun demek deyince teyzesini çok kıskanan Duruş dayanamadı bende yapcam bende diye can attı. Yukardaki resimdede nasıl sevindirik olduğu ortada.
Veeeeee Sonuç
Ne olur sanki bu fıstığın saçları hep aynı renkte kalsa. Benim saçlarımda o renkmiş büyüdükçe koyu olmuş maaaaalesef.......
17 Eylül 2012 Pazartesi
6

- 6 Yıl mı oldu sana katlanalı,
- Evet ya üstün bir başarı gösterdik ve tam 6 yıl oldu birbirimize katlanalı:))
Bu muhabbet gece 00:00 da oldu. tam 6 yılı devirdik kocacıkla.
Ama biz hala yeni evliyiz dimi eski evli olmadık olmayacağız dimi.......
Birlikte daha güzel daha mutlu daha huzurlu günlere................................ Amiiiiiiiiin....
15 Eylül 2012 Cumartesi
33 AYLIK DURU
33 aylık bir kuzu var evde, ele avuca sığmayan. Bizimki yeni coştu desem yeri. Son zamanlarda aramız sıkça limoni oluveriyor, nasıl olur valla ben bile anlamıyorum. Eve ilk gittiğimde ikimizden iyi arkadaş yok taki babası eve gelene kadar.
İkimizi yanyana gördüyse o akşam bana düşman kesiliyor, bu kadar erkenmi başlıyordu kız çocuklarının babaya aşkı. Ama onu babasından şimdi de ben çok kıskanıyorum. Duru'nun ona bağlılığını gören baba ağzı kulaklarında bu durumdan pek bir memnun.
Kıyafetlerini babası giydirecekmiş, elbiselerini teyzesi seçecekmiş ben güzel seçemiyormuşum, zaten en çok anane ve dedesini seviyormuş v.s bu örnekler son zamanlardaki ahvalimizi yeterince gözler önüne sermiştir heralde. Ki aile içirisinde ayrımı öğrenmesin diye, herkesi eşit tutsun diye asla sormam kimi çok seviyorsun diye.
Herşeyden çabuk sıkılan bir çocuk, imkanı yok yarım saat aynı oyunu oynatamazsınız bizim cadıya. Kaadeş istimiyolum anne ben odamda tek uyuycam modunda. Bu kadarda bencil.
Bu kadar çekiştirmek yeter herhalde gelelim olumlu yönlerimize;
Yaz döneminde teyzemiz yanımızda olmasının çok ama çok faydası oldu kuzuma. Söyleyemediği sadece r harfi var, herşeyi çok akıcı bir şekilde anlatıyor Maşallah. Gelişimi çok iyi. Kışın kreşle desteklemeyi düşünüyorum. Hakikaten yetemediğim yetişemediğim zamanlar oluyor. İş yerinde sorumluluklarım okadar arttıki bazen ilgilenemiyorum ve ona çok haksızlık ediyorum. Kreşe benim yapamadığım anneliği yapsın diye göndermiyorum. Ben ona sevgimi veriyorum ama paylaşımı öğretemiyorum, belki bana olan siteminden midir bilmem benim ona 1 yılda öğretemediğim renkleri teyzesinden bir haftada öğreniyorsa bir çocuk, ben adresimizi durmadan tekrarlamama rağmen aklında yer etmiyorsa başkaları 1-2 günde kafasına sokuyorsa bir yerlerde yanlış yapıyorum demekki. Acaba tüm çocuklar mı böyle diyorum bazende.
Hastalıklardan çok korkuyordum, çünkü çok dikkatle büyüttüm ve birgün doktorumuzun dediğini hiç unutmuycam, 2 defa görüyorsan bir kerede görme kızım bu çocuğun bağışıklığı çok zayıf demişti. Doğru gerçekten, ilk çocuk birazda deneme tahtası gibi, kitaplardan netten araştırıp her duyduğumu yasakladım. Sonra bin pişman oldum. Eskiden televizyon izletmezdim. Ben izletmedikçe o izlemek istiyordu, yasaklar tatlıdır stratejisi bizim kuzu içinde geçerli. Ama uzun zamandır karışmıyorum ve aklina bile gelmiyor. Anne keloğlana bakalımmı diyordu eskiden, uyuyor şimdi uyandırmayalım derdim bizim kuzu inanırdı haliyle ama artık ben yasaklamıyorum onunda televizyon hiç aklına gelmiyor:))
Şu sıralar iştahı yerinde, hadi anne kitap okuyalım, hani oynayalım. Herşeyi birlikte yapıyoruz. İşin yoğunluğundan çok ihmal ettim onu özlediği o kadar belli ki. Bir oyun oynayıp bittiğinde ne güzel oynadık dimi anne diye soru veriyor.
Ramazan ayında her gün mukaveleye gitmenin faydaları bol bol dua edip namaz kılmaya çalışıyor. Bu benim çok hoşuma gidiyor. Kuzumun Kalbini aydınlatmaya çalışan anneciğimin emekleri çok bu konuda.
Şu sıralar harıl harıl kreş arıyorum. oturduğum sempte bir yere vermeyeceğime kesin kararlıyım. Hiç birini beğenmiyorum. Bakalım gelecek günler neler göstercek herşeyin hayırlısı olsun.........
İkimizi yanyana gördüyse o akşam bana düşman kesiliyor, bu kadar erkenmi başlıyordu kız çocuklarının babaya aşkı. Ama onu babasından şimdi de ben çok kıskanıyorum. Duru'nun ona bağlılığını gören baba ağzı kulaklarında bu durumdan pek bir memnun.
Kıyafetlerini babası giydirecekmiş, elbiselerini teyzesi seçecekmiş ben güzel seçemiyormuşum, zaten en çok anane ve dedesini seviyormuş v.s bu örnekler son zamanlardaki ahvalimizi yeterince gözler önüne sermiştir heralde. Ki aile içirisinde ayrımı öğrenmesin diye, herkesi eşit tutsun diye asla sormam kimi çok seviyorsun diye.
Herşeyden çabuk sıkılan bir çocuk, imkanı yok yarım saat aynı oyunu oynatamazsınız bizim cadıya. Kaadeş istimiyolum anne ben odamda tek uyuycam modunda. Bu kadarda bencil.
Bu kadar çekiştirmek yeter herhalde gelelim olumlu yönlerimize;
Yaz döneminde teyzemiz yanımızda olmasının çok ama çok faydası oldu kuzuma. Söyleyemediği sadece r harfi var, herşeyi çok akıcı bir şekilde anlatıyor Maşallah. Gelişimi çok iyi. Kışın kreşle desteklemeyi düşünüyorum. Hakikaten yetemediğim yetişemediğim zamanlar oluyor. İş yerinde sorumluluklarım okadar arttıki bazen ilgilenemiyorum ve ona çok haksızlık ediyorum. Kreşe benim yapamadığım anneliği yapsın diye göndermiyorum. Ben ona sevgimi veriyorum ama paylaşımı öğretemiyorum, belki bana olan siteminden midir bilmem benim ona 1 yılda öğretemediğim renkleri teyzesinden bir haftada öğreniyorsa bir çocuk, ben adresimizi durmadan tekrarlamama rağmen aklında yer etmiyorsa başkaları 1-2 günde kafasına sokuyorsa bir yerlerde yanlış yapıyorum demekki. Acaba tüm çocuklar mı böyle diyorum bazende.
Hastalıklardan çok korkuyordum, çünkü çok dikkatle büyüttüm ve birgün doktorumuzun dediğini hiç unutmuycam, 2 defa görüyorsan bir kerede görme kızım bu çocuğun bağışıklığı çok zayıf demişti. Doğru gerçekten, ilk çocuk birazda deneme tahtası gibi, kitaplardan netten araştırıp her duyduğumu yasakladım. Sonra bin pişman oldum. Eskiden televizyon izletmezdim. Ben izletmedikçe o izlemek istiyordu, yasaklar tatlıdır stratejisi bizim kuzu içinde geçerli. Ama uzun zamandır karışmıyorum ve aklina bile gelmiyor. Anne keloğlana bakalımmı diyordu eskiden, uyuyor şimdi uyandırmayalım derdim bizim kuzu inanırdı haliyle ama artık ben yasaklamıyorum onunda televizyon hiç aklına gelmiyor:))
Şu sıralar iştahı yerinde, hadi anne kitap okuyalım, hani oynayalım. Herşeyi birlikte yapıyoruz. İşin yoğunluğundan çok ihmal ettim onu özlediği o kadar belli ki. Bir oyun oynayıp bittiğinde ne güzel oynadık dimi anne diye soru veriyor.
Ramazan ayında her gün mukaveleye gitmenin faydaları bol bol dua edip namaz kılmaya çalışıyor. Bu benim çok hoşuma gidiyor. Kuzumun Kalbini aydınlatmaya çalışan anneciğimin emekleri çok bu konuda.
Şu sıralar harıl harıl kreş arıyorum. oturduğum sempte bir yere vermeyeceğime kesin kararlıyım. Hiç birini beğenmiyorum. Bakalım gelecek günler neler göstercek herşeyin hayırlısı olsun.........
29 Ağustos 2012 Çarşamba
FLORYA AKVARYUM
Sonunda gittik gördük burnumuzun dibindeki akvaryuma. İlk akvaryum deneyimimizi Ankara da keçiörende bulunan akvaryumda yapmıştık. İstanbul'daki gerçekten çok büyük çok daha güzel ama biz Ankara gittiğimiz akvaryumda daha çok eğlenmiştik. Sebebi İstanbul'daki akvaryumun giriş ücreti olabilirmi acaba:)) 29Tl cik.
Evet Kompleks çok büyük ama bu kadarda fark olmaz ki Ankara'dakinin giriş ücreti 3TL idi.
Tekirdağda oturan canııım arkadaşım Dilek ve onun Duruştan 20 gün küçük kızı Dilara Yağmurla gittik. Neyse efendim gelelim resimlere.
Evet Kompleks çok büyük ama bu kadarda fark olmaz ki Ankara'dakinin giriş ücreti 3TL idi.
Tekirdağda oturan canııım arkadaşım Dilek ve onun Duruştan 20 gün küçük kızı Dilara Yağmurla gittik. Neyse efendim gelelim resimlere.
Akvaryumda en çok beğendiğim Pasifik Okyanusu, İstanbul Boğazı, Saroz Körfezi şeklinde bölümlere ayrılıp orada yaşayan balık türlerinin sergilenmesiydi. Aaa Yağmur ormanlarınında hakkını yememek lazım. Ayrıca İstanbullular bilir ama bilmeyenlere Akvaryum Florya sosyal tesislere çok yakın. Oranında konumunu çok beğeniyorum ben. Biz ramazanda gittiğimizde sosyal tesislere gitmedik, eve geldiğimizde saat 19:30 ve iftarı zar zor yetiştirdim. Ramazanın o tatlı telaşını şimdiden özledim. Rabbim yeniden kavuşmayı nasip eder İnşallah.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
















