Defne hakkında;

Fotoğrafım
Defne 23.05.2006 da dünyaya gelmiş tam bir bahar çocuğudur, neşeli, keyifli ve cıvıl cıvıl, annesi gibi konuşkan, babası gibi araştırmacı, dedesi gibi sorgucu, anneannesi gibi yüreğine sevdiklerini sığdırmayı başaran, babaannesi gibi zarif ve narin, dayısı gibi ailesine bağlı bir kuzu kapamadır :) annesi ona en çok Kalbim, kuzum, kuzu külbastım, babası Aşkım, dayısı ise toştoşum - mankenim-fıstığım der...Kısaca Defne ailemizin baharı, neşesidir.

30 Ağustos 2011

İyi Bayramlar..

 Tüm sevdiklerinizle sevgi dolu bir bayram geçirmenizi dileriz, bayramda boş durmadık annemle şekerpare yaptık, çok keyif aldığım bu tatlıyı sizinlede paylaşmak istedim..

sevgiler



malzemeler
yarım paket margarin
2 fincan pudra şekeri
2 yumurta
1 paket kapartma tozu
3,5 bardak un
fındık
şerbeti
3 bardak şeker
3 bardaktan biraz az su
1 çay kaşığı limon
Yapılışı
şerbet hazırlanır ve soğumaya bırakılır.. yumurta ve pudra şekeri karıştırılır içine eritilmiş ve soğumuş margarin enlenir, un ve kabartma tozu da eklenip hamur kıvamına getirilir.. ceviz büyüklüğünde parçalar alınır ve yuvarlanır..uuppss evde fındık kalmadığı fark  edilmez ise şükredip yaptığımız hamur topların ortasından korkmadan bastırılarak fındıklar koyulur...biz ne yazık ki sade yaptık :( önceden ısıtıtığımız fırında yaklaşık 180 derecede 35 dakika pişrilir...şekerpareler sıcakkende şerbet eklenir..
afiyet olsun

 



23 Ağustos 2011

CARS 2

Hafta sonu parkta arkadaşlarımla karşılaştım, babaları ile sinemaya gitmişler oradan da parka gelmişlerdi. Hangi filme gittiniz Şirinlere mi diye sorudum,
-Hayır, biz erkeğiz şirinlere değil Cars 2 filmine gittik dediler, aa ne güzel bende Emir’in İstanbul’a dönmesini bekliyorum annem bizi de götürecek dedim!
3 erkekte hep bir ağızdan başladılar bu kız filmi değil de erkek filmine neden gidiyorsun da kızlar araba sevmezmiş de söylendiler de söylendiler..
Ben ne yaptım dersiniz, tabii haklısınız arkadaşlar demedim;
“Kim demiş Cars erkek filmi diye bir kere araba sadece erkeklerin sevdiği bir şey olamaz eğer öyle olsaydı sadece erkekler araba kullanırdı. Tamam, ben bazen arabaları evlendirip renklerine göre kız erkek arabalar diye ayırıyorum ama bence kız yada erkek bir çocuğun asla vazgeçemeyeceği bir oyuncaktır “Araba”. Düşünsenize evcilik oynarken arabasız çocuklarım nasıl okula giderlerdi yada prenseslerim saraya prenslerinin yanına nasıl giderlerdi, ee hadi oda olmadı barbie’nin abrasını da bilmiyorsunuz, dedim..
işte hafta sonu ben; Karan, Can ve Bartu’ya bunu ispat ettim, araba kızlarında severek oynadığı ve asla vazgeçemeyecekleri bir oyuncaktır diye hatta abartıp annemin babalarından daha güzel araba kullandığını da söyleyince annem olaya el koydu ve bazı kızların araba sevebileceğini onlara anlattı..ehh tabii sonunda ikna oldular, ahh şu erkekler bazen onları hiç anlamıyorum J J

Ps anne: evet aynen bunları söyledi Denfe, öğretsem böyle söylemezdi herhalde.. ben ağzım açık vay be ne biriktirmişsin içinde kızım diye düşünürken 3 kuzu erkek çocuk Defne’nin söylediklerine yarı ikna olmuş yarı ne dediğini pek anlamamış gibi uzun uzun baktılar J kızlar fena oluyor onu anladım bir kez daha…

bu arada filmin konusundan da size kısaca bahsedeyim:
Şimşek McQueen, yeni pit ekibi ve yeni ekip şefi Mater ile dünya çapında beş farklı ülkede yapılan “Race of Champions” yarışlarına katılır. Bu ülkeler: Japonya, Almanya, İtalya, 24 saat yarışının yapıldığı Fransa ve İngiltere’dir. Mater, Finn McMissile adındaki bir İngiliz gizli ajanı Aston Martin’i kurtarır..
biz daha seyretmedik o sebeple direk tavsiyem yok ama beyler beğenmişler filmi, eh okadar ülke gezerken çok sıkılmayız diye düşünüyorum

sevgiler



22 Ağustos 2011

22 Ağustos'ta bensiz bir düğün olmuş...


Evin belli yerlerinde annem ve babamın düğün fotoğrafları var. Bazen alır elime incelerim fotoğrafları gelin olmak benim için çok özel bir olay çünkü, arkadaşlarıma büyünce ne olacaksın diye sorulduğunda öğretmen, doktor gibi şeyler söylüyorlar bana sorulunca gelin – anne olacağım diyorum J. Artık siz düşünün benim gelin olma sevdamı, fotoğraflara bakıp bakıp sorarım anneme “annneeeee ben nerdeydim o gün! neden fotoğraflarda hiç yokum neden beni düğününüze götürmediniz” hatta dudaklarım bile düşler….annecim anlatır da anlatır bana -yok inanasım gelmez- ben kesin beni götürmemişlerdir diye düşünürüm yine L “başlarım söylenmeye beni götürseydiniz kabarık dönen elbise giyerdim, saçlarıma prenses tacımı takardım, neden neden beni götürmediniz diye üzülürüm de üzülürüm, dayım orda, dedem orda, anneannem orda, yani bir ben yokum ayıp bu yaptığınız der dururum…
Annemle babam 22 ağustosta sıcak bir yaz gününde evlenmişler, küçük yaşlarımda beni de götürürlerdi 22 ağustosta yemeğe giderken, bana resim defteri kalem gelirdi, eh yarım saat yemek yemelerine izin verirdim, artık kalem- defter beni çok kesmiyor, bu akşam izin verdim onlara bende en yakın arkadaşımla keyifli bir akşam geçireceğim..Ecem bekle beni ben geliyorum J Annecik ve babacık, hadi iyisiniz yine! izin veriyorum size bu gece bensiz takın bakalım.

18 Ağustos 2011

SU SİRKİ




İstanbul’a yeni bir sirk gelmiş. Bu benim dördüncü sirk maceram iki yaşından beri sirke gidiyorum ve her seferinde çok eğleniyorum. Ecem ve Selin ablamla birlikte annelerimiz bizi sirke görürdü çok eğlendik. Üstelik ilk kez su sirki gördüm, ilk bölüm sulu ikinci bölüm klasik bir sirkti, çok fazla hayvan yoktu. Özlem teyzem beni bir hayvan sever olarak yetiştirdiğinden aslında çok fazla hayvan görmemek beni memnun bile etti. Daha çok akrobatik hareketler vardı, palyaçolar çoktu bizi çok güldürdüler, danslar, müzik ve kostümlerde çok güzeldi. Kısacası bu sirkte biz çok eğlendik, size de tavsiye ediyorum, illa en önde oturmanıza da gerek yok yukardan da seyredilince görsel olarak keyif almanız mümkün.. şuanda şehir fırsatında kampanyası var daha ucuza satın alabilirsiniz. 04 eylül tarihine kadar Kozyatağı Carrefour’da gösterimleri var, sirk önünde gişeler var oradan da bilet alabilirsiniz.
balerin
yüz bin balancuğun gerçek olduğu an :)
ve Kaplanlar
güzel bir geceydi size de gösterebilmek için annem birkaç fotoğraf çekti.

Ps:Selin ablam ve Ecem sizi çok seviyorum iyki varsınız birlikte daha nice keyifli gezmelere - görmelere - eğlenmelere
sevgiler

Kabaklı Tantuni



Anneme pankek yapmak karşılığında akşam et yiyeceğime söz vermiştim. Annem de babama iftarda tantuni yapmaya karar vermiş, ben et yemediğim için böyle durumlarda annem bana başka yemek alternatifleri sunar, tabii bu kez annem böyle bir şey yapmadı, ama et lezzetini biraz kırmak amaçlı tantuniyi biraz değişik pişirdi. Ben sebze sever bir çocuk olduğumdan bu değişiklik üzerine yedim yemeğimi, sizler de kendinize, sevdiklerinize ve çocuklarınıza severek yapabilirsiniz dilerseniz bizim gibi kabaklı dilerseniz kabaksız.
Malzemeler (10 adet dürüm çıkarabilecek bir miktar)
250 gr kuş başı et (kasabınızdan çok küçük kesmesini en şirin halinizle isteyin)
1 küçük soğan
2 adet yeşilbiber
2 adet kırmızıbiber
2 adet kabak
Yarım çorba kaşığı birer salçası
Yarım demet maydanoz
1 tatlı kaşığı kekik
1 tatlı kaşığı tuz
Yarım çay bardağı sıvıyağı
Tortilla veya lavaş
Hazırlanışı:
Etlerimizi güzelce pişirilir, ince doğranmış soğan ve biberleri katıp yağ ile kavurma işlemine devam edilir. Salça – tuz ve baharat eklenir, kabaklar ince ve halka şeklinde doğranır -ben rendeden yararlandım- rendenizde bu işlemi yapacak bölüm varsa işlem yaklaşık 20 saniyenizi alıyor J kabaklar da eklenir ve yaklaşık 10 dakika daha pişirilir. (ince doğrandığı için kabaklar suyunu bırakmadı)  servis yapmadan önce rendelenmiş maydanoz eklenir ve tortilla (ben tortillaları dürüm yapmadan önce tavada etlerin üzerine koydum yemeğin sıcaklaığı ile yumuşadılar ve yemeğin yağı da ekmeğe geçtiii !! :) ) ile servis yapılır.
Afiyet olsun

16 Ağustos 2011

PANKEK


İştahsızım (ben), iştahlısın (babam), iştahlı (annem)…eh iki iştahlı evde olunca benim iştahsızlığım onları kızdırıyor tabii..hafta sonu babam ve annemim ortak konusu yemekti, iftarda sana ne yapsam, sahur için harika bir fikrim var, iftar için başka ne yapsak, pideyi geç al soğumasın, tatlı da yapalım, yok hazır alalım derken konu yine bana geldi, Defne sen ne yersin??? Anneme birkaç kaçamak cevap verdikten sonra, pankek yerim dedim. Annem koltuğundan fırladığı gibi sana istediğini yaparım ama sende akşam ben ne istersem yiyeceksin dedi, balık dışında ne olursa yiyeceğime söz verdim J annem gidip bana pankek yaptı, sonrada nutella ile yedim. Tabii pankek yemenin bedelini akşam et yiyerek anneme ödedim J bu basit ama güzel lezzetle tatil köylerinde tanıştım annem hiç bir şey yemediğimde hemen pankek getirirdi bana, benim iştahsızlığım açık büfeden nefret edişim sonunda onları da bıktırdı ve artık tatil köyüne gitmiyoruz..ama annem bana çok sevdiğim bu keki yapıyor, bence sizde deneyin..sonuç harika :) :)
Malzemeler:
1 su bardağı un
1 su bardağı süt
2 çorba kaşığı şeker
1 yumurta
1 çay kaşığı kabartama tozu
1 paket vanilya
Pişirmek için sıvı yağı

Hazırlanışı:
Şeker,  yumurta ve sütü çırpın, daha sonra kuru karışımları ilave edin ve pütür kalmayacak şekilde karıştırmaya devam edin…pankek yapmanın en önemli kısmı ocak ısısını ayarlamak  (ne çok kısık nede çok açık orta ateş ideali) birde yapışmaz  tavaya aşırı yağ koymamak, benim ölçüm yarım çorba kepçesi,  tava ısındıktan sonra karışımı tavaya döküp üst kısmında gözenekler açılmaya başlayınca kekinizin alt kısmı pişmiş demektir, iki taraf eşit miktarda piştikçe harcınız bitene kadar aynı işlemi yapmaya devam edin, dilerseniz yapışmaz tavanızı büyük tutup aynı anda 2-3 tanede kek pişirebilirsiniz.
Nutella, bal, reçel ile yemeniz tavsiye edilir…


15 Ağustos 2011

Evdeyim


Biricik anaokulumda Cuma günü son günümdü. Aslında bu yılda hazırlığı burada okuyacaktım ama son anda babam beni başka bir okula vermeye karar verdi, yeni okulum evimize ne yazık ki çok uzak ama çok ağaçlıklı ve içinde kocaman bir havuz olduğunu görünce bana da sıcak ve güzel geldi yeni okul fikri.
Veda;
Annem okulda son haftam olduğunu bana söylemişti, parti günün son olduğunu biliyordum ama son neydi onu kafamda çok kuramamıştım, daha doğrusu doğduğumdan beri kimseden ayılmak zorunda kalmamıştım. Annem kafamdaki bu karmaşayı anladı sanırım ve aldı beni karşısına ne kadar büyüdüğümü anlattı, küçükken yaptıklarım ile şimdi yaptıklarım arasındaki farkları sıraladı. Annem bana okula başladığım gün ki boy çizelgesi üzerindeki yeri gösterdi önce, “bak ne kadar büyümüşsün” dedi.. inanamadım, okuldaki en küçük sınıflardaki kızlar kadardım, şimdi ise boy çizelgesinin nerdeyse en üst çizgisine gelmiştim,  sonra İlk okul günlerim annemden ayrılışım okula annemin beni bıraktığındaki iç çekişlerim, ilk paylaşmalar, ilk dostluklar, sonsuz faaliyetler ve evde annem ve babamla yaptığımız projeler aklıma geldi, meğer ne kadar güzel şey yaşamışım okulumda, sonra anneme çok üzüldüğümü itiraf ettim, bana sıkıca sarıldı her zaman ki gibi, biraz ağlayınca rahatladım, okulda son günümü de her günkü kadar güzel geçirip bitirdim.
Şimdi ise bir ay evdeyim bugün bana bir ay bakacak ablamla ilk günümdü, annem sürekli arayıp durum bilgisi de alsa ben çok keyifliydim… ohhh yaa evde olmak ne güzelmiş dedim anneme her telefon konuşmamızda… yani evdeyim bir ay yeni okulum açılıncaya kadar size maceralarımı artık evden aktarırım J
Ps anne: umarım evden sıkılır Defne sadece bir ay evde olacak eve alışması okula başlayınca zorlukta çıkarabilir, kuzu kızım tam zamanlı çalışan gibi olduğundan şaşkınlık içerisinde, tüm DVD’leri sıralamış seyrediyor, daha önce hiç böyle bir şansı olmadığından hafiften de eve alışmasından da korkmuyor değilim hani, ama bir ay boyunca uyuyacak olması ve dinlenecek olması da harika tabii, tabii bu arada evdeki ablamızı da çok sevdi, onunda huzuru var içimde, umarım böyle davam eder, okul seçimi sırasında az buhranlar geçirmemiştik, hepimizin çocukları için Allah iyi yazılar yazsın, umarım bizde Defne için en iyi kararı vermişizdir. Herşey onlar için...
Sevgiler

10 Ağustos 2011

Cevizli Kadayıf


Kızım kızıyor biliyorum bloğunu kullanmama izin vermiyor ama bu aralar yaptığım yemekleri paylaşmak çok hoşuma gidiyor, ilerde baksın bloğuna yapsın yemekleri ne güzel aramasına da gerek kalmaz J diye de düşünmüyor değilim hani. Sanki havalar biraz soğudu mu ne diye düşünüp Defne’nin de sevdiği bir tatlıyı sizinle paylaşmak istiyorum, Hatay’lı en güzel lezzetlerinden peynirli künefeyi yapmak da, paylaşmakta hem de yemek de çok isterim ama o lezzetli bilen biri olarak yalancıktan yapmaya hiç niyetim yok.  Uçakla bir yakınımın gelecek olacağını duyarsam hemen yapacağım ama bu aralar bu düşük bir ihtimal ne yazık ki L. Dün ki tariflerin ardından Sevgili Nilhan (küçük mucizem) ile künefe sohbetimizden sonra hemen giriştim mutfağa cevizli kadayıf yaptım. künefenin ne kadar yerini tuttu derseniz gayet de güzel tuttu sonuçta sütlü tatlılar kadar hafif olmasada ve çoğunlukla tercih etmesek de şerbetli tatlıları, aralarda yapmak da gerekir :), bayrama kadar  kendime söz verdim bir daha yapmayacağım ve yemeyeceğim…
Afiyetler olsun,
Malzemeler:
300 gr yaş tel kadayıf
2 bardak dövülmüş ceviz
1 tatlı kaşığı tarçın
1 bardak tereyağı

Şerbeti için:

3 bardak şeker
2 bardak su
Bir çay kaşığı limon suyu

Hazırlanışı:
Tarifimize şerbetle başlayın ki şerbetli tatlılarda şerbet soğuk olarak fırından çıkan tatlıya dökülebilsin..şeker ve su kaynadıktan sonra limon ekleyin ve soğumaya bırakın…
Kadayıfları ister bıçak yardımı ile ister benim gibi parçalayarak (bu psikolojik olarak sizi bir iş günün ardından korkunç derecede rahatlatan bir yöntem bunu günün stresinden de arınmak için herkese tavsiye ediyorum J ) küçük paçalar ayırın daha sonra azar azar tereyağını ilave ederek kadayıfları ıslatın, göz yordamı ile iki eşit parçaya ayırın ve kullanacağınız tepsiyi yağladıktan sora kadayıflarınızı güzelce yayın burada işin püf noktası bastırmaktan geçiyor, tepsiye harcınızı iyice bastırın ve dümdüz olmasını sağlayın, daha sonra ceviz ve tarçını harmanlayıp onu da güzelce birinci katın üzerine yayın, son işlemi de bir önceki işlem gibi yapın cevizler tamamen kapanınca, bastırma işlemine tekrar başlayın..önceden ısıtılmış 200 derecelik fırında üzeri nar gibi kızarıncaya kadar pişirin..Fırından çıktıktan bir iki dakika sonra şerbeti ekleyin, tatlı şerbeti iyice çektikten sonra ister sıcak ister soğuk afiyetle yiyin..
Sevgiler

09 Ağustos 2011

İftar İçin Öneriler


Bu yıl benim için iftar çok anlamlı, daha önce Ramazan ayını anlamaya yaşım pek elvermiyordu :), sadece baba amin okundu diye koşup babamın yemek saati geldiğini anlıyordum. Ama bu yıl; annem ve babam bana anlayacağım dilden anlattılar Ramazan ayını ve önemini, annem hep der ya iştahsız bir kızım  var diye “bende geçtim annem ve babamın karşısına bende oruç tutacağım dedim” düşüncesi bile güzel geldi, tüm bir gün kimse bana yemek yemek için istekte bile bulunmayacaktı, ama annem tabii teklifimi kabul etmedi, zaten anlamıyorum işlerine gelince “Defne koca kız oldun” işerine gelince de “daha küçüksün” yada “büyünce yapacaksın” neyse, sonuçta annem çalıştığından akşam beni yuvadan alır almaz hemen mutfağa koşuyor, bir telaş ki sormayın gitsin J babam eve gelince yaklaşık bir saat bekliyor oruç açmak için, bense anneme sofra kurmakta yardım etmeye devam ediyorum,  babamla aynı anda su içmek de çok hoşuma gidiyor, J annemle yaptığımız birkaç yemek tarifini de sizlere paylaşmak istiyorum,
Ps Anne: Herkese hayırlı ramazanlar, gönül ister ki her akşam tüm aile toplasın sofranın başında ve birlikte iftar yapılsın ve Defne de öyle bir ortamda büyüsün ama çalışınca zor, bizde çekirdek aile olarak Defne’ye manevi değerleri vermeye çalışıyoruz

                                      Sevgiler

PATLICAN OTURTMA


MALZEMELER:
1kg. Patlıcan
300gr. kıyma
2 adet kuru soğan
1/2 çay bardağı sıvı yağ
3 adet olgun domates
1 tatlı kaşığı domates salçası
tuz, karabiber
1 bardak su

Hazırlanışı:
 
Patlıcanları alaca soyup, bir parmak genişliğinde halka halka doğrayın. 15-20 dakika tuzlu suda beklettikten sonra yıkayıp kurulayın. Daha önceden ısıtılmış fırında çok az sıvı yağ ile harmanlayıp fırın tepsisine dizerek yaklaşık 20 dak fırında patlıcanları pişirin yok benim sağlık sorunum kilo problemim yok derseniz, kızgın yağda da kızarta bilirsiniz J Diğer tarafta, yemeklik doğradığınız soğanları 1/2 çay bardağı sıvı yağda pembeleşene kadar kavurun. Kıymayı ve karabiberi ekleyip kavurmaya devam edin. Domatesleri rendeleyip salça ile birlikte kıymalı harca ilave edin. Tuzunu koyun. 2-3 dakika pişirdikten sonra, tencereye dizdiğiniz patlıcanların üzerine eşit miktarda yayın. Suyunu ilave edip kapağını kapayın. Kısık ateşte 15 dakika pişirin.


Zeytinyağlı Börülce

MALZEMELER:

500 gram börülce
1 adet soğan
3 adet domates
Yarım yemek kaşığı domates salçası
Yarım yemek kaşığı biber salçası
1 tatlı kaşığı şeker

Hazırlanışı:
Yemek alışkanlıkları yöre yöre değişiklik gösterir, ben Hataylı bir ailenin evladı olarak salça sevenlerdenim, yazın domatese hasret hiç kullanmam salça ama Hatay’dan gelen salçaları görünce dayanamadım börülcelere boca ettim. Dediğim gibi tamamen tercih meselesi dilerseniz kullanmadan da yapabilirsiniz, benim tarifimde her şey çiğden, börülceler dışındaki tüm harcı tencere içinde harmanlayıp en son börülceleri ekleyip kısık ateşte 30 dakika pişiriyoruz, aynı işlem 15 dakika da düdüklüde de gerçekleşmekte, seçim size ait pişirmek bahane börülceler şahane J

Patatesli Börek


MALZEMELER:

4 adet yufka
2 bardak süt
Yarım bardak sıvı yağ
4 adet orta boy patates
1 bardak rendelenmiş beyaz peynir
1 adet yumurta beyazı
tuz
1 tatlı kaşığı karabiber
1 tatlı kaşığı tuz
1 tatlı kaşığı kırmızı pul biber
Yarım çay bardağı sıvı yağı
Üzerine sürmek için yumurta sarısı
Hazırlanışı:

patatesleri haşlayın ben kabuklarını soyup iri iri doğradıktan sonra haşlıyorum çok çabuk haşlanıyor daha sonra rendeleyin, peynir ve yumurta akını  ve baharatları ilave edip  karıştırın, her bir yufkayı artı şeklinde kesin 4 eşit parçanız olacak, geniş kısma süt ve yağlı karışımı güzelce sürün, yaklaşık 2 kaşık harcınızdan alıp böreğinizin geniş kısmına yerleştirin ve sıkmadan ince kısma kadar katlayın, tepsiye dizildikten sonra üzerine yumurta sarısı dizin, dilerseniz susam veya çörek otu da serpebilirsiniz, önceden ısıtılmış fırında 180 derecede yarım üzeri kızarıncaya kadar pişirilir buda ortalama 30 dakikayı geçmez..

Cacık

Malzemeler
500gr yoğurt
4 orta boy salatalık
2 diş sarımsak
kuru nane ve tuz

Hazırlanışı:


Sarımsakları iyice dövün yada eziciden geçirin, yoğurda ekleyip yoğurdu ayrandan daha koyu kıvamda su ile karıştırın.Küçük küp şeklinde doğranmış salatalıkları(rendelenmişte olabilir), nane ve tuzu ilave edip karıştırın ve servis tabaklarına alın soğuk servis yapın..arzu ederseniz 1-2 yemek kaşığı zeytinyağı da koyabilirsiniz

Etli Bulgur Pilavı


Malzemeler
1 bardak pilavlık buldur
1 adet orta boy soğan
Yarım kilo kültür mantarı
250 gr kuzu veya dana kuşbaşı et
2 adet kırmızıbiber
2 adet domates
2 bardak sıcak su
Yarım bardak sıvı yağ veya tereyağı
1 tatlı kaşı tuz
1 tatlı kaşığı kuru nane


Hazırlanışı:

Kuşbaşı et iyice piştikten sonra yağ, soğan, kırmızıbiber ile sote edilir, mantarlar kesilip karışıma ilave edildikten sonra; domates, tuz, nane bulgurlar pilavı ve sıcak su ilave edilip pilav kıvamına gelene kadar kısık ateşte pişirilir.



Şeftalili İrmik Tatlısı


Malzemeler
1 litre süt
8 kaşık irmik
12 kaşık şeker
1 paket vanilya
Hindistancevizi
4 adet şeftali
2 kaşık buğday nişastası
4 kaşık pudra şekeri
1 paket eti yulaflı bisküvi
1 çorba kaşığı tereyağı

 Hazırlanışı:
Öncelikle şeftali püremizden başlıyoruz tatlımızı yapmaya, şeftaliler soyulur ve blender’dan geçirilir. Ocakta şeftali püresi, nişasta ve pudra şekeri pişirilir ve soğumaya bırakılır, bir poşet yardımı ile bisküviler güzelce toz haline getirilir eritilmiş tereyağı ile karıştırtır. Bu karışım orta boy bir servis (fırına dayanıklı) tepsisine iyice bastırılarak yayılır, yaklaşık 10 dakika fırında pişirir, süt – irmik –şeker – Hindistancevizi ve vanilya da ocakta piştikten sonra bisküvilerin üstüne irmikli karışımı dökülür son olarak, şeftali püresi de eklenerek, buzdolabında yarım gün bekletilip servis yapılır.
dilerseniz bu tafin başka versiyonlusunu da yapabilirsiniz, muko ile mutfak keyfinin tarifinide en kısa zamanda deneyeceğim, sevgili mukoya sevgilerimi gönderiyorum ve  tarifin linkini sizlerle paylaşmak istiyorum :)