28 Kasım 2010 Pazar

şiir

YENİ SEVMEK

Gün ortası uyku yok,
gece hiç yok
günüm gecem senin
verdim gitti.

Ha, sokak da yok, sürtmek yok...
sinemalar, sergiler, vitrinler
hele anlamı az şeyler için
didinmeler olmasın

Yeni sevdim ben
değil mi ki
çoktan özlemiş oluyorum
iki emzirme arasında seni
Olmaz olsun avareliklerim artık
Dedim ya,
sevdim ben yeni

Yeni sevmek ağzı süt kokuluyu
yeni sevmek elleri çiçek çiçek açanı
yeni sevmek,
yeni baştan sevmek,
tamamen sevmek,
hep sevmek tazecik bir canı

Fiyonk makarnam, tesbih böceğim, minik canavarım, koalam
en içimin canı
şiir olsun emdiğin benden,
renk olsun, şarkı olsun
senin de her şeyden çok
sevmelerin olsun.

Berna Gençalp

2 Kasım 2010 Salı

H.Ç.T. ye mektuplar...8.mektup...(2kasım2010)

BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ
BUNDAN 3 YIL ÖNCE MARMARİS TE
ÇOCUK ÖZLEMİYLE YANIP TUTUŞAN
BİR KADIN YAŞARMIŞ;
GÜNLERDEN BİR GÜN
DÜNYA YAKIŞIKLISI BİR PRENS
KARŞISINA ÇIKMIŞ
“BİR YUVA KURALIM MI?” DEMİŞ
KADININ BAŞI DÖNMÜŞ
AYAKLARI YERDEN KESİLMİŞ
RÜYADAYIM ZANNETMİŞ
SONRA ADAM ONA BİR TOHUM VERMİŞ
KADIN ALMIŞ VE TOHUMU İÇİNE KOYMUŞ
ADAM VE KADIN
9 AY BOYUNCA ÖZENLE TOHUMU BÜYÜTMÜŞLER
3 KASIM 2008 DE TOHUM BABASI GİBİ YAKIŞIKLI BİR PRENSE DÖNÜŞMÜŞ
KADININ AYAKLARI İYİCE YERDEN KESİLMİŞ
BAŞININ DÖNMESİ ONU İYİCE SARHOŞ ETMİŞ
PRENSİN ADI HASAN ÇINAR OLMUŞ
SARI SAÇLARI, MAVİ GÖZLERİ, MİNİK ELLERİYLE
O MUHTEŞEM GÜLÜŞÜYLE
HERGÜN AMA HERGÜN
ANNESİNİN BAŞINI DÖNDÜRÜRMÜŞ
İÇİNİ ISITIRMIŞ….

MELEĞİM, MUCİZEM, SAF SEVDAM
YARIN 2.YILIN DOLUYOR BU DÜNYADA
VE BEN HALA İSTİSTASIZ
HER GECE UYUMADAN
SANA BAKIYOR VE ŞÜKREDİYORUM
ÇABUK BÜYÜMENİ İSTEMİYORUM AMA
SAKALLARININ ÇIKTIĞI GÜNLERİNİ DE MERAK EDİYORUM
SICAK SICACIK BİR ÇOCUKSUN
SOKULGAN SEVGİ DOLU
HER SABAH GÜLEREK ÖPEREK UYANDIRIYORUN BİZİ
YOLDA GÖRDÜĞÜN HERKESE GÜLÜMSÜYOR ÖPÜCÜK GÖNDERİYORSUN
HASSAS DÜŞÜNCELİ TERTİPLİ PAYLAŞIMCISIN
UMARIM BU ACIMASIZ DÜNYA
BU ÖZELLİKLERİNİ SİLİP SÜPÜRMEZ
UMARIM CANINI ÇOK YAKMAZ DIŞ DÜNYA
UMARIM HAYATA HEP BÖYLE SEVGİYLE GÜLÜMSERSİN

İYİ Kİ DOĞDUN BONCUK GÖZLÜ PRENSİM
İYİ Kİ DOĞDUN İYİ HUYLU MELEĞİM…

14 Eylül 2010 Salı

H.Ç.T. ye mektuplar...7.mektup...(14eylül2010)

Merhaba minik erkeğim,

Bu sabah baban 3 günlüğüne Adana ya uçtu, bilmediğim bir şehirde yalnız hissetmiyorum çünkü sen varsın. Sabah baş başa keyifli bir kahvaltıdan sonra seni kreşe bıraktım. Artık kreşini çok seviyorsun, bana bay bay diyerek öpücükler yollayarak veda ediyorsun, evdeyken kreşin broşürlerini öpüyorsun.
Canım oğlum,4 günlük bayram tatilinden 2 gün önce döndük.4 günde 2400km yaptık. Antalya – Ankara –Samsun-Giresun ve tekrar aynı yolları döndük. Bana hiç zorluk çıkarmadın, akıllı sabırlı, iyi huylu oğlum benim. Yalnız sonlara doğru molalardan sonra arabaya binmekte biraz nazlandın-ki arabayla dolaşmak en sevdiğin şey-çok normal benim bile canım arabaya binmek istemedi. Bu kısa seyahatimizde neler oldu? Hasan Çınar, anneanneyi, büyükbabayı, babaanneyi, dedeyi, halayı, teyzeleri, büyük büyük teyzeyi ve kuzenleri gördü, şımardı da şımardı kudurdu da kudurdu. Hasan Çınar, köy gördü, serbestçe dolaştı, tavukları kovaladı, inekleri gördü, sadece kitaplarda gördüğü şeyleri gerçek hayatla eşleştirdi. Dalından armut yedi, üzüm yedi, incir yedi. Hasan Çınar, bu kısacık tatilde kelime haznesine yeni birçok kelime ekledi böylece kalabalık ortamların konuşma becerisine olumlu katkısı kanıtlanmış oldu.
27 ağustos 2010 benim doğum günümdü ve Hasan Çınar annesine “anne” sözcüğünü hediye etti. Oğlum artık “anne” de deyince de “anne” diyor. Hatta artık her fırsatta anne diyor. Bir şey bozulduğunda ya da cd bittiğinde “ANNE YAAA” bile diyor. Hayatımın en güzel hediyelerinden biriydi, teşekkürler oğlum. Hasan Çınar, amcasına sanki askerlik arkadaşıymış gibi bu tatilde “HAKAAA” demeye başladı. Yeni eklenen diğer sözcükler “hadi,aç,hondma(dondurma)”

H.Ç.T. ye mektuplar...6.mektup...(23ağustos2010)

Sevgili oğlum Çınar; 2 ay oldu Antalya'ya babanın yanına nihayet taşındık,hasret bitti.Bu defa başka hasretler var.Sanırım en çok Sevgi teyzeni,oğulları Ömercan ve Emre yi, Can amcayı bir de tabi ki Bernoş u en çok özleyeceksin,belki de unutacaksın.Unutmaman için sık sık resimlere bakıyor videolar izliyoruz.Taşınır taşınmaz bir haftalığına Ankara ya gittik.Anneannenin yeni evinde kuzenlerin Elif ve Erenle sünnet mevlütü yaptık.Döndük , yerleşme telaşına Ankara dan en büyük teyzen Ferhan ve kızı Ezgi yardıma geldiler,bir hafta kalıp gittiler.Sonra İstanbul dan Selma halanın ikizleri Onur ve Merve geldi,onlar gitmeden Konya dan Yiğit abin geldi..Tam 15 gün Antalya da koca bir aile olarak yaşadık.3 gün Çıralı da tatil bile yaptık.Şimdi herkes gitti, 3 kişilik çekirdek ile olarak kaldık.Bir hafta önce kreşe başladın bebeğim.16 ağustos 2010,henüz 21 aylıksın, kreş için küçük bir yaş, çok erken biliyorum ama imkanlarımız dahilinde en makul çözüm buydu meleğim.İlk gün güle oynaya girdin kreşin kapısından,5 saat sonra seni almak için kreşe yanına geldiğimde ; sakin, şaşkın, olgun, durgun yavaşça kucağıma çıkıp sıkıca sarıldın,öptün,başını göğsüme dayadın ve kımıldaman 2 dk. öylece durdun. Çok duygulanım ama ağlamadım.2.3.4.5. ve 6. gün ayrılırken hep ağladın. Öğretmenin ağlamayı kısa tutuğunu, yemeğini yediğini, uyuduğunu, oyunlara katıldığını söylüyor, bu veriler senin çok uyumlu bir bebek olduğunu gösteriyor.
Çok akıllısın, her şeyi anlıyorsun ama henüz konuşmaya başlamadın. 12 gün sonra 22 aylık olacaksın. Dondurmaya bayılıyorsun,Algida nın simgesini gördüğünde çıldırıyorsun.Bugünlerde sıkıştığın zaman çok net anne diyorsun ama “anne” de oğlum dediğimde ya sadece ağzını kımıldatıyor ya da “nene “ diyorsun.Havuza, denize bayılıyorsun,kolluklarla yüzebiliyorsun bu erken bir gelişim.Karalama yapmayı ve masal kitaplarını seviyorsun.
Antalya çok sıcak ve nemli, bu nedenle pişik,isilik en sonunda mantara çevirdi,iki kez cilt uzmanına gittik,altın genelde açık ve çeşit çeşit kremlerimiz var.Dediğim olsun istiyor, isteğinde diretiyorsun.Sürekli buzdolabını açıp kapatıyorsun.Sanırım “teribble two” dönemine giriyoruz.DVD player ında miki fare cd sini saatlerce izlemek istiyorsun ama bu konuşma becerini olumsuz etkiler sınır koymaya çalışıyorum.Her iki elinin işaret parmağını yukarı kaldırıp dans ediyorsun bu da miki farenin dansı yani cd yi çalıştır demek istiyorsun.Her iki elini yumruk yapıp birbirine sürtüyorsun buda direksiyon hareketi yani arabayla dolaşmak istiyorsun.Dondurma istediğinde şimdilik “do” diyorsun.Kreşe başladığından beridir suratıma patlatıyorsun sanırım tepki…Her şeyi öpüyorsun,babanın terliklerini gösteriyorsun,”babanın terlikleri oğlum” diyorum,şappp diye terlikleri öpüyorsun.Seninle sohbet ettiğim de ya da sorular sorduğumda “hııı hııı hııı” diye tepki veriyorsun.Genelde yemek seçmeyen bir bebekken bu günlerde ne yeyip ne yemeyeceğine kendin karar veriyor sofrada parmağınla işaret ediyorsun.

26 Ağustos 2010 Perşembe

H.Ç.T. ye mektuplar...5.mektup...(6haziran2010)

Yine bir sınav görevi,7.sınıf S.B.S, gözetmenim.Boncuk gözlü yakışıklı oğlum,aklım sende…19 aylık oldun,koca bir delikanlı oldun.Tam 16 dişin var..Hemen hemen her şeyi anlıyorsun,çok kuvvetlisin buzdolabını bile açabiliyorsun.Merdiven inip çıkmaya bayılıyorsun.Dün akşam babanın tişörtünü giymek istedin,giydirdim..Sanırım babanı özledin…sonra babanı aradık,telefon görüşmesi bitince yine o malum sesi çıkarttın..Aaııgghhh aııgggghhhh…Konuşamadığın için isteklerini sevimsiz bir ses çıkararak anlatıyorsun ve sık sık yakamdan tutup beni çekiştiriyor bir yerlere sürüklüyorsun.Hala “anne” diyemiyorsun,beni o güzel sözcükten mahrum ediyorsun.”Anne” diyeceğin günü sabırsızlıkla bekliyorum.”baba,mama,çişş,dabadaba,bidaa,diii-adiii(1-2)telefonu alıp”aaaaaa” şimdilik çıkardığın sesler bunlar.Bilgisayar,TV,DVD player hepsini açıp kapayabiliyorsun.Laptopun başına geçip Explorer simgesini göstererek bana aç demek istiyorsun.Bezini değiştirdiğimde kirli olanı alıp çabucak çöpe atıyorsun.Bugünlerde arabaların simgelerine takmış durumdasın,sokağa çıkar çıkmaz park etmiş otoların ön , arka panellerindeki ve tekerleklerinin ortalarındaki simgeleri gösteriyorsun özellikle Renault marka olanları buluyorsun zira babanın arabasının aynısı.Kedi,köpek,kuş,çiçek,ağaçlar hepsi hala ilgi alanında.

H.Ç.T. ye mektuplar...4. mektup...(3mayıs2010)

Bebeğim, canım oğlum.Bugün tam 18 aylıksın yani 1 buçuk yaşında koca bir adam oldun.Sanki yaşını biliyor gibi bugün daha bir olgun göründün gözüme.Çok iyi anlıyor ama konuşamıyorsun.Üç gün önce eve temizlik için gelen bayan sıcak neskafeyi masanın kenarında bırakmış,görmedim oğlum keşke görseydim.Ne zaman gittin hangi arada uzandın anlamadım sadece 2 adım ötemde fincan üzerine devrilirken gördüm ve tabii sonrasında acıyla çığlık atışın…Keşke ben yansaydım, hayatımda hiç bu kadar canım yanmamış hiç bu kadar acı çekmemiştim.Hayatımda hiç bu kadar korktuğumu da hatırlamıyorum, daha önce hiç ellerim bu kadar kontrolsüz titrememişti.Neyse ki küçük bir bölge ve çok derin değil, tam göğsünde…Olaydan hemen sonra seni nasıl suya tutup acile koştuğumu detay detay anlatmayacağım ama yolda hiç ağlamadın, ıslak kirpiklerinle maviş maviş bana baktın “anne ben iyiyim sakinleş artık” dedin gözlerinle…
Neyse bu tatsız konuyu kapatalı…Muhteşem bir hafta sonu yaşadık.Baban, babaannen ve deden geldiler.Sadece 2 günlüğüne ama olsun güzel dolu dolu iki gündü.
Bu gün pazartesi ve sabah 8:00 de seni Sevgi teyzene verdim ancak akşam 18:00 de yanına dönebildim.Tam 10 saat ayrı kaldım bugün senden, yanına geldiğimde uyuyordun, başucunda bekledim, 15dk. sonra uyandın sonra sana sarıldım sende bana sarıldın.Ağladım, çok özlemişim bugün seni.Hemen işaret parmağını dudaklarıma uzattın, öpücük aldın teselli ettin beni.Akşam evde yalnızdık.Babanların gidişini olgunlukla karşıladın hiç huysuzluk yapmadın. Kanepede ayaklarımı toplamış oturuyorum, sana balon şişiriyorum, bir şey anlatmaya çalışıyorsun anlayamıyorum.Bacaklarımı yere indirdin elimden tutup mutfağa damacananın yanına götürdüm.Nihayet anladım,oğlum susamış..”oğlum su desene” belli belirsiz “bbsuu” deyip gülümsedin.Saat 22:00 gibi birden TV yi kapatıp ışığın düğmesini işaret ettin.Kapattık elimden tutup odana götürdün.Nihayet anladım oğlumun uykusu gelmiş.Oğlum 1 buçuk yaşına bastığın gün bana ilkleri yaşatıyorsun.Konuşmuyorsun ama aslında işaret diliyle çok güzel konuşuyorsun.Oğlum ne çabuk büyüdün?Yanımda kişilikli ne istediğini bilen küçük bir adam var artık.Ne olur oğluş ne olur bu kadar çabuk büyüme….