Ne kadar güzeldi ben çocukken Ramazan,gerçi hala güzel ama ben küçükken daha başkaydı herşey! Herkes birbirine saygılı, hoşgörülüydü.. Şimdi gördüklerim duyduklarım çokca çirkin.. Can Dündar'ın Ramazanla ilgili bir yazısını çok beğenirim.. Başlığım da Can Dündar'ın o köşe yazısının başlığından alıntıdır. Okumak isteyenlere ;
"Öyle severdim ki seni küçükken... Yok, ben küçükken değil, sanki sen
küçükkendi bu...
Elbette o zaman da mukaddes bir huşu ile çıkagelirdin; ama
kasvetten uzaktı ulviyetin...
Kör karanlıkta gümbürdeyen davul sesinin,
bereketli sahur sofrasında pide bölüşmenin, Yaradan’a kalben minnet etmenin
masum bir hazzı vardı.
Mütevazı iftarlarımızda semaya açılıp rahmet
dileyenlerin avuçlarındaydın sen... fukaralar için kurulan sofraların hayır
dualarında, komşusu açken tok yatamayanların pirüpak
vicdanlarındaydın.
Rahmet yakarmayla, servet paylaşmayla çoğalırdı o
zamanlar...
İbadet, Allah’la kul arasındaydı.
Din, hırgürün değil, huzurun
adıydı.
Sen, gözümüzde hep mümindin, ama softa değildin. Kimsenin orucuna,
namazına, inancına ilişmezdin.
* * *
Sonra ne olduysa oldu; zamanla
gerginleştin.
Sahur davullarını tamtam gibi çalmaya, tutulmayan orucun
hesabını sormaya, gereksiz yere hadise çıkarmaya başladın.
Daha sen gelmeden başlıyor
tedirginliğin...
Yemekhaneler bakıma alınıyor, lokantalar kapanıyor, oruç
yiyenler pataklanıyor orda burda...
İtilaf değil ihtilaf taşıyorsun sanki...
İmanından çok konuşuluyor hezeyanın...
Senin adına yasak koyuyor, baskı
yapıyor, cinayet işliyor fanatiklerin...
İktidarın gözüne girmek isteyenlerin
ziynetisin sen...
Hırsız tüccarların zekâtı, beceriksiz memurların terfi
fırsatısın.
* * *
Bir reklam yıldızısın artık...
Gazetede Kuran
kuponusun, televizyonda israf çağrısı...
Öyle süslü püslüsün ki, iftar sofranda
teşhire çıkıyor markalar...
Bir tek kola reklamlarında benziyorsun eski masum
haline...
O da rol olsun diye...
Hazmettirici niyetine...
* *
*
Bense gülüyorum yıl boyu haram yiyip ramazanda günah diyetine
girenlere...
Oruçla kilo vermek için seni bekleyen “sıfır bedenci
müminler”e...
Acıyorum, işyerinden atılma korkusuyla, patronu sorunca
“Niyetliyim” diyenlere...
Kızıyorum, oruç tutmayanları teşhir edip hedef
gösterenlere... Ya da buna inat, yol ortasında göstere göstere yemek
yiyenlere...
Mazinin karşılıklı hürmeti, yerini kışkırtıcı şiddete bırakıyor
ne yazık ki...
Seni, galibi olmayacak bir kavganın sebebi haline
sokuyor.
Davulcu haraç ister gibi çalıyor kapımızı bayram sabahı; kızgın
mahalleli açmıyor.
Aç komşuların karın gurultusu, tok dindarların horultusuna
karışıyor.
Görgüsüz kulların, fitre verdiklerinin listesini yayımlıyor
internet sitesinde...
Ve çalıp çırpanlar, 11 ayın günahını yıkıyor, 11 ayın
sultanının ibadethanesinde...
* * *
Ey, mahyaların ilhamı, ayların
sultanı!
Soyun artık riyakâr iftar sofralarının şaşaalı
urbalarından...
Arın, seni müminlere pazarlayan riya
markalarından...
Korkuyla değil, huzurla gel yine...
Zahmet değil, rahmet
taşı bize...
Oruç için dayak atanın gazabına değil, “bağışlaması bol olan”ın
müsamahasına emsal ol...
Kurban eti dağıtır gibi adilane yay
hoşgörünü...
Yay ki, örnek alsın, sultanı olduğun 11 ay..."
Hayırlı Ramazanlar...